Yazar arşivleri

Takke Düştü …

Takke düştü, kel göründü” sözü, bir şeylerin örtbas edilmesi için yapılanların, sonuç vermemesi ve “gizlenen”in farkedilmesini anlatır. AKP iktidarında, bu takke o kadar çok düştü ki… Ama bunu yapanlar, eğilip o takkeyi yerden almaktan bıkmadı.

İktidarın söz ve eylemlerindeki tutarsızlığın son örneği, kamu kesimindeki taşeron işçilerinin kadroya alınması “sözü”dür. “Kadroya alınacaksınız” dendiğinde, taşeron işçisi için memur güvencesine kavuşma ve emekli olana kadar iş, ekmek garantisi anlamına geliyor. Ama iktidar aynı şeyi kastetmiyormuş.

Her şeyden önce seçmece bir yaklaşım var.

Aslında Kaşınan Kim?

Bir varmış bir yokmuş. Dünyanın bir yerinde “başını kuma gömenler ülkesi” varmış. Bir tehlike gördüğünde ya da korktuğunda, hemen insanlar başlarını kuma gömerlermiş. Sanırlarmış ki, öyle yaparlarsa, canavar onları görmez, yanlarından geçer gider. Bazen düşündükleri gibi olurmuş. Onlar da sanırlarmış ki, canavar onları görmedi. Sevinirlermiş. Herkese kendileri gibi yapmalarını öğütlerlermiş. Zaten canavarın da istediği buymuş. Herkesin başını kuma gömmesini, yaptıklarını ettiklerini görmemelerini, kötülük kendilerine ulaşana kadar sessiz kalmalarını istermiş.

Böylece bu masal ülkesinde bir çok canavar yaratılmış. Bu canavarlardan birinin adı da “iş kazaları”ymış. Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi.

2014 İş Kazalarının Maliyeti

Ülkemizde iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili, oldum olası, eksik bilgilerimiz olmuştur. Bunun başlıca nedenleri, kayıt dışı istihdam, gözden kaçırma çabası ve sosyal sigorta yasalarındaki tanımlarındaki sınırlılıklardır.

Kayıt dışı istihdam vs nedeniyle “ölüm” dışındaki iş kazalarıyla meslek hastalıkları kolayca gözlerden kaçırılabilmektedir. Sosyal güvenliğin kapsamı ve özellikle farklı kümelere (5510 sayılı yasa, madde 4-a,b,c), farklı normlar uygulanması da, kapsam konusunda önemli sınırlılıklar getirmektedir.

SGK istatistiklerinden söz ettiğimiz zaman, özünde yasanın 4-a olarak nitelenen ücret karşılığı çalışanlara (eski SSK), ilişkin iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili bilgilerle karşılaşmaktayız. Öte yandan, iş kazalarının görünür karakterine karşın, meslek hastalıklarının gizli ve yıllar sonra ortaya çıkabilen karakteri dolayısıyla, çoğu meslek hastalığı tanı konulmadan gözlerden kaçıp gitmektedir.

Bu yazımızda da, iş kazası istatistiklerine, bu kısıtlarla ve özellikle toplumsal maliyeti açısından yaklaşacağız. Ama bunun hiç yoktan iyi olduğunu düşünmekteyiz. En azından elde edilenleri ve kısıtlılıkları tartışma olanağı bulmaktayız. Meslek hastalıklarını başka bir yazıda ele almayı düşündük. Çünkü meslek hastalıklarının toplumsal maliyeti tartışmaları bambaşka özellikler taşımakta ve daha çok onun “gözden kaçırılması” olgusu ile açıklanmaktadır.

Kırk Katır mı? Kırk Satır mı?

Ülkemizde iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili, oldum olası, eksik bilgilerimiz olmuştur. Bunun başlıca nedenleri, kayıt dışı istihdam, gözden kaçırma çabası ve sosyal sigorta yasalarındaki tanımlarındaki sınırlılıklardır.

Kayıt dışı istihdam vs nedeniyle “ölüm” dışındaki iş kazalarıyla meslek hastalıkları kolayca gözlerden kaçırılabilmektedir. Sosyal güvenliğin kapsamı ve özellikle farklı kümelere (5510 sayılı yasa, madde 4-a,b,c), farklı normlar uygulanması da, kapsam konusunda önemli sınırlılıklar getirmektedir.

SGK istatistiklerinden söz ettiğimiz zaman, özünde yasanın 4-a olarak nitelenen ücret karşılığı çalışanlara (eski SSK), ilişkin iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili bilgilerle karşılaşmaktayız. Öte yandan, iş kazalarının görünür karakterine karşın, meslek hastalıklarının gizli ve yıllar sonra ortaya çıkabilen karakteri dolayısıyla, çoğu meslek hastalığı tanı konulmadan gözlerden kaçıp gitmektedir.

Bu yazımızda da, iş kazası istatistiklerine, bu kısıtlarla ve özellikle toplumsal maliyeti açısından yaklaşacağız. Ama bunun hiç yoktan iyi olduğunu düşünmekteyiz. En azından elde edilenleri ve kısıtlılıkları tartışma olanağı bulmaktayız. Meslek hastalıklarını başka bir yazıda ele almayı düşündük. Çünkü meslek hastalıklarının toplumsal maliyeti tartışmaları bambaşka özellikler taşımakta ve daha çok onun “gözden kaçırılması” olgusu ile açıklanmaktadır.

Ah Şu Kıdem Tazminatı Olmasa …

Bir yasa tasarısı gündeme getirildiğinde, öncelikle dönemin özellikleri gözönüne alınarak değerlendirilmelidir. İçinde bulunduğumuz dönemin karakteristik özelliklerini şöyle sıralayabiliriz :

  1. Kazık Daima Vatandaşa.
  2. Günü birlik yaşa, yarını düşünme.
  3. İnsanları açlık korkusu ile terbiye et.
  4. “Daha fazla kar” için yapılmayacak yoktur.
  5. “Daha fazla istihdam”dan kaçmak en iyisidir.
  6. Örgütlenmenin kırıntısını gördüğünde ezeceksin.
  7. Dev gibi olumsuzlukları saklamak için, küçük olumlulukları vatandaşın gözüne sokacaksın vs.

Bugünlerde yeniden kıdem tazminatına bir çeki düzen vermek amacıyla ortaya sürülmeye çalışılan bir yasa tasarısı var. Yukarıda sıraladığımız, dönemsel özelliklerin ışığı altında, bu yasa tasarısından, işçiler lehine bir kazanım beklemek olanaksızdır. Böyle bir “sözde yenilenmenin” bir tek bir kazananı vardır; o da “işveren”lerdir. Ne gerekçelerin ve ne de maddelerin ayrıntısına girmeden baştan masayı oturmayı reddetmek en doğrusudur.

Başını Kuma Gömenler Ülkesinden Eski Masallar

Masal bu ya. Dünyanın bir köşesinde, bir tehlike gördüğünde ya da korktuğunda “başını kuma gömenler ülkesi” varmış. Daha önceki yazımı okuyanlar bu ülkenin özelliklerini anımsayacaklar ve yine tıpkı Türkiye’deki gibi diyecekler.

Neyse ki, bunun ayrıksı durumları (istisnaları) var. Ve bu ayrıksı durumlar, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına kadar dayanıyor.

Bu eski masalları size ulaştırmak için, “başını kumdan çıkaran” ve “canavar”larla mücadele edenlerin portrelerinden yararlanacağız.

İş Sağlığında Dört Yönetmelik ve İşyerinde Doktor

İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ

İş Sağlığında Dört Yönetmelik ve İşyerinde Doktor

İşveren, işyerindeki sağlık ve güvenlikten tümüyle sorumludur. Bu sorumluluk hiç bir şekilde devredilemez. Ama bu her şeyi, işverenin bilmesi ve uygulaması anlamına da gelemez. Sözgelimi, işçilerin sağlık durumlarının gözetimi için, “tıp öğretimi” gerektiğine göre, bunun için bir yardımcı tutması zorunludur. İşte işyeri hekimliğıi bu zorunluluktan doğmuştur.

İşyerlerinde işyeri hekiminin, işverene yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde yardımcı olması konusu değerlendirirken üzerinde durulması gereken “olmazsa olmaz” özellikler şunlardır :

Bir Barış Çağrısı : Damdan Düşen Halden Bilir

Bir Barış Çağrısı :

Damdan Düşen Halden Bilir.

Nasreddin Hoca, “Damdan Düşen, Halden Bilir” sözüyle, deneyimleri gözardı edenleri eleştirir; onların getirdikleri çözümlerin yetersizliğini vurgular. İki büyük dünya savaşı yaşamış olan Dünya’nın bu acı deneyimi, bir çok dersler çıkarılan bir evredir.

Barış ie ilgili en önemli üç belge hemen 2.Dünya Savaşı’nın sonunda imzalandı. Her satırı derslerle dolu ve bir daha savaş olmamasının yolunu gösteren belgelerdi bunlar:

TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKEMEZ

“Sağlık Düşüncesi ve Tıp Kültürü” Dergisi, Aralık-Ocak-Şubat 2014-2015 No.33

TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKEMEZ

(Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi ve Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı Genel Yönetmeni)

Sağlık alanında çalışanlar doktoru olsun, hemşiresi olsun, ebesi olsun, bir çok sağlık ve güvenlik tehlikesi ile karşı karşıyadır. Ama bunlara karşı alınacak önlemleri, tek başına, onun düşünmesi ve uygulanması için kovalaması beklenmemelidir. Bundan ötürü, onun “kendi söküğünü dikemeyeceğini” başlık olarak seçtik. Sağlık çalışanlarının karşı karşıya oldukları sağlık ve güvenlik tehlikelerini tanımlayıp, değerlendirmek ve insanı etkilememesi için alınması gereken önlemleri önermek ve aldırtmak, “işveren tarafından görevlendirilen” ve “çalışanlar-çalışan temsilcileri tarafından denetlenmesi gereken” işyeri hekimleri ile iş güvenliği uzmanlarının görevidir.

İfade ve Hak Arama Özgürlüğü

İfade ve Hak Arama Özgürlüğü

GENÇLİK FEDERASYONU

2. GENÇLİK KURULTAYI PROGRAMI

YÜZYÜZE VE ŞİDDETSİZ…

ÖRGÜTLENME, TOPLANMA, GÖSTERİ, İFADE,

HAK ARAMA ÖZGÜRLÜKLERİ ve TEHLİKELERİ…

(14 Kasım 2013, Ankara)

Kişinin kendi kafasından geçeni duyurması bireysel bir eylem – bireysel bir özgürlük sanılır. Bu böyle değildir. Toplum bireylerinin düşüncelerini açıklamalarında “kamu yararı” vardır ve toplumsal yaşamın “olmazsa olmazı”dır.

I.BÖLÜM

2014 İş Kazalarının Maliyeti

2014 İş Kazalarının Maliyeti

Ülkemizde iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili, oldum olası, eksik bilgilerimiz olmuştur. Bunun başlıca nedenleri, kayıt dışı istihdam, gözden kaçırma çabası ve sosyal sigorta yasalarındaki tanımlarındaki sınırlılıklardır.

Kayıt dışı istihdam vs nedeniyle “ölüm” dışındaki iş kazalarıyla meslek hastalıkları kolayca gözlerden kaçırılabilmektedir. Sosyal güvenliğin kapsamı ve özellikle farklı kümelere (5510 sayılı yasa, madde 4-a,b,c), farklı normlar uygulanması da, kapsam konusunda önemli sınırlılıklar getirmektedir.

SGK istatistiklerinden söz ettiğimiz zaman, özünde yasanın 4-a olarak nitelenen ücret karşılığı çalışanlara (eski SSK), ilişkin iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili bilgilerle karşılaşmaktayız. Öte yandan, iş kazalarının görünür karakterine karşın, meslek hastalıklarının gizli ve yıllar sonra ortaya çıkabilen karakteri dolayısıyla, çoğu meslek hastalığı tanı konulmadan gözlerden kaçıp gitmektedir.

SOSYAL İYİLİK HALİ

SOSYAL İYİLİK HALİ

Hastalık, tıp bilimini ilgilendirir. Bırakalım doktorlar uğraşsın. Ama sağlık, hem tıp bilimlerinin ve hem de sosyal bilimlerin önemli bir konusudur. Çağdaş sağlık anlayışının en olgun tanımını, 1948’de imzalanan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Anayasası’nda buluyoruz. Bu aynı zamanda 1961’de yayınlanan “Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun”da da yinelenmektedir. Şöyle diyor : “Sağlık, yalnızca hastalık ve sakatlığın olmayışı hali değil; bedensel, ruhsal ve sosyal yönden iyilik halidir”.

Burada önemle üzerinde durulması gereken nokta, tek başına bedensel ve ruhsal iyilik halinin, “sağlıklı” olmak için yetmemesidir. “Sosyal iyilik hali” ile tamamlanması zorunludur. Bunu yapmak için, önce sosyal iyilik halinin ne olduğunu aydınlatmaya çalışalım.

Asgari Ücret Yarışında Kaybeden İşveren Olmayacak

SORU : Asgari ücretin 1300 TL olması olgusuna nasıl bakıyorsunuz?

YANIT : Bugün asgari ücretin yükseltilmesini bekleyen geniş bir kesim var. Çok zor koşullarda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar ve böyle bir adımdan mutluluk duyacaklar. Bu insani açıdan bizi de mutlu eder.

Bu kesimin özelliği şudur: Örgütsüzdürler ve siyasal partilerin seçim öncesi vaadlerinden, büyük ölçüde etkilenerek, oylarını yönlendirmektedirler.

Asgari ücret tespit komisyonunun yapısına baktığımız zaman, siyasal iktidar, hangi “sınıf esasına dayanan örgüt”ün (işverenler ya da işçiler) yanında yer alırsa, onun istemlerinin kabul edildiğini görürüz. Yıllardır, işçi sendikalarının istemleri hep göz ardı edildi. Bu kez de edilecek; tek farkla ki, asgari ücret 2015’ten 2016’ya %30 artmaktadır (Bu bir önceki yılda ilk 6 ayda %6 ve ikinci altı ayda %6 idi).

Özetlersek, asgari ücretteki bu artış “işçi sınıfının örgütlü mücadelesi” sonucu elde edilmemiştir. Dolayısıyla, işçilere, örgütlü mücadele dışı yollarla yaşam koşullarını geliştirme şansı olduğunu öğretmektedir. Bu bir aldatmacadır.

Kuşbakışı Sosyal Güvenlik

Kuşbakışı Sosyal Güvenlik

 

Prof. Dr. A. Gürhan Fişek

Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı

 

Ankara,Eylül 2015

 

İçindekiler

Giriş
1. Sosyal Güvenliğin İlkeleri
2. Toplumsal Risk Grupları
3. Çocuk Emeği
4. İnsana Verilen Değer
5. Osmanlı’da Güvence Arayışı
6. Bismarck öncesi Avrupa’da İnsanın Güvence Arayışı ve Bismarck’ın Adımı
7. 1929 Büyük Buhranı ve Ardından Geliştirilen Sosyal Politika Atılım : New Deal
8. İngiltere’nin Beveridge’i
9. 1920 Sonrası Gelişen Türkiye Modeli
10. Türkiye’de Sosyal Sigortaların Oluşumu ve Gelişimi
11. İLO’nun 102. No.lu Sözleşmesi ve onu İzleyen Gelişmeler
12. Ulusal Sağlık Politikası ve Toplum Hekimliği Yaklaşımı
13. Nüfusbilim ile Sosyal Güvenlik Arasındaki Köprü
14. Sakatların Sosyal Güvenliği
15. İş Kazaları ile Meslek Hastalıkları
16. Sosyal Güvenliğin Cinsiyeti
17. Sosyal Güvenliğin Finansmanı
18. Şili Sosyal Güvenlik Reformu
19. Sosyal Hizmetin Türkiye’deki Tarihçesi
20. Sosyal Yardımlar
21. 5510 Sayılı Yasanın Kısa ve Uzun Vadeli Sigorta Hükümleri
22. 5510 Sayılı Yasanın Genel Sağlık Sigortası ile Hükümleri
23. Uluslararası Sosyal Güvenlik Hareketi
Okuma Listesi

Kitaba erişmek için tıklayınız.

 

Çalışma Yaşamında Sağlık Güvenlik

Çalışma Yaşamında Sağlık Güvenlik

 

Prof. Dr. A. Gürhan Fişek

Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı

 

Ankara,Şubat 2009

 

İçindekiler

ÖNSÖZ
GİRİŞ
1. İlk Emek Verenlere Saygı
2. Tüm Kötülükler Sizden Uzak Olsun
3. İşçi Sağlığı Güvenliğinin Çok Bilimli Karakteri
Birinci Bölüm:
İŞ KAZALARI
4. İş Kazalarında Yaklaşım
5. En Çok Görülen İş Kazası : Düşmeler
6. Her Yerde Merdiven Var
7. Makinelerin Tehlikeli Bölümleri
8. Mutfaktaki Kötülükler
9. Yangın Önlemleri
10. Parlayıcı-Patlayıcıdan Korunmak Gerek
11. İşyerinde Kimyasal Maddelerin Saklanması
12. İşyerlerinde Renklerin ve Etiketlerin Önemi
13. Küçük İşaretler ve Büyük Kazalar
14. İş Kazası Gibi Trafik Kazaları
İkinci Bölüm:
MESLEK HASTALIKLARI
15. Meslek Hastalıklarına Yaklaşım
16. En Sık Rastlanan Sağlık Sorunu : Bel Ağrısı
17. Gürültü : İstenmeyen Ses mi?
18. Titreşim (Sarsıntı) ve Sağlık
19. Tozlu İşler ve İşyerleri
20. Sıcak Ortamlarda Çalışmak
21. Soğuk Ortamlarda Çalışmak
22. Yüksek Basınç Altında Çalışmak
23. Düşük Basınç Altında Çalışmak
viii
24. Görünmez Tehlike – I : Bilgisayarlar
25. Görünmez Tehlike – II : Radyasyon
26. Görünmez Tehlike – III : Gazlar
27. Kurşun Gibi Ağır Metaller
28. Çözücüler
29. Kanserlerin Mesleksel Kökeni
30. Hem Mesleksel, Hem Bulaşıcı Hastalıklar
31. Çalışma Yaşamı ve Üreme Sağlığı
Üçüncü Bölüm:
SOSYAL BOYUT
(A) Yaşama İlişkin Olanlar
32. Sosyal Bir Hastalık : İşsizlik
33. Uzayan Çalışma Süreleri ve Sağlık
34. Gece Çalışması, Vardiya Çalışması ve Sağlık
35. Kara Delikler Denilen Yersiz Ödemeler
36. Kayıt-dışı Çalıştırma ve Kazalar
37. Yeni İstihdam Biçimleri ve Sağlık
38. Ergonomi ve Sağlık
39. Sakatlar ve İstihdam
40. Çalışanların Çocuklar İçin İşyerinde Bakım
41. İnsan ve Çevresi
(B) İşçi Sağlığı İş Güvenliği Yönetimi
42. Mevzuat ve Gelişimi
43. Yasalar ve Denetim
44. Bu Hekim Başka Hekim : İşyeri Hekimi
45. İşyerinde Mühendisin Güvenlik Görevi
46. İşçi Sağlığı Güvenliği Eğitimi, Her Derde Deva mı?
47. Akıl Akıldan Üstündür
48. En İyi Uygulamalar
49. Kurumsallaşma Düşü
50. Kaçırılan Fırsat mı? Altın Yumurtlayan Tavuğu Kesmek mi?
ix
51. Kurul mu, Kurum mu? Danışma mı, Sosyal Diyalog mu?
52. Uzmanlığa Saygı
53. Büyük Çıkmaz
Dördüncü Bölüm:
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YASASI
54. Türkiye’nin İş Sağlığı Güvenliği Karnesi (2012)
55. İş Sağlığı Güvenliği Yasası
56. İş Sağlığı Güvenliği Yasası Sonrası Sağlık Gözetimi
57. İş Sağlığı Güvenliği Yasası Sonrası Çalışma Ortamının Gözetimi
58. İş Sağlığı Güvenliği Yasası Sonrası İşçi Katılımı
59. İş Sağlığı Güvenliği Yasası SonrasıKüreselleşmenin Çıkmazı : İşçi Sendikaları
SON SÖZ YERİNE :
GÖZ BAĞLARINI ÇÖZELİM
KAYNAKÇA
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ
FİŞEK ENSTİTÜSÜ ÇALIŞAN ÇOCUKLAR
BİLİM VE EYLEM MERKEZİ VAKFI’NI TANIYALIM

Kitaba erişmek için tıklayınız.

 

Planlamanın 50.Yılında Sağlıkta Planlama : Bir Adım İleri, İki Adım Geri

1961-2011 … Türkiye’de yaşama damgasını vurmuş iki olgunun çakıştığı bir dönem … 1961 yılında Türkiye, yeniden planlı kalkınma yoluna girmeyi denerken, aynı yıl çıkarılan Sağlıkta Sosyalleştirme Yasası ile, bu kez “herkese sağlık” düşüncesinin planlı bir biçimde ülkeye yayılması denemeye başlıyor. Dönemin özel koşulları gereği bu iki değerli girişimin başarıları, başarısızlıkları ve yazgıları da birliktelik taşıyor.

“Sağlık, yalnızca hastalık ve sakatlığın bulunmayışı hali değil; bedensel, ruhsal ve sosyal yönden iyilik hali” olarak tanımlanır (1,2). Böyle bakıldığında, sağlık, hasta olsun, sağlam olsun tüm halkı ilgilendirir; sosyal politikanın ayrılmaz parçalarından biridir. Biz sosyal politikalar içerisinde yer alan sağlık politikalarına, sosyal hekimlik politikaları diyoruz. Sosyal hekimlik politikaları bir çok bileşeni içerir. Yalnızca hastalar ve hastane hizmet göstergeleriyle (örneğin yatak başına kişi sayısı, uzman doktor başına doktor sayısı vb) ilgilenmez; temiz suya erişim, beslenme, okullulaşma, sosyal güvenlik, sosyal yardımlar, sosyal hizmetlerin dağılımı, gelir düzeyiyle de ilgilenir.

SOSYAL POLİTİKAYA İKİNCİ BÜYÜK HÜKUMET DARBESİ : Aile ve Sosyal Politika Bakanlığı

İki Büyük Hükümet Darbesi …

Biri, askersel gücünü baskı aracı olarak kullanan 12 Eylül Yönetiminden,

Diğeri, çoğunluk oyunu baskı aracı olarak kullanan AKP Yönetiminden.

“Sosyal” olan her şeyden egemenler rahatsız oluyor. Diğer bir deyişle “dar alanda yapılan paslaşmalar” onlara dokunmuyor da, alan genişledikçe, toplumun tümüne yayıldıkça, rahatsızlık artıyor. Onun için zaman içinde, ülkemizdeki egemenler, “sosyal” politikaya karşı farklı yöntemler geliştirmişlerdir.

KHK’ler Kervanı ve Sosyal Politika

Önce KHK (Kanun Hükmünde Kararname) kavramı ile sosyal politika kavramının “öz”deki çelişkisine değinmek gerekir.

Sosyal politika, hem politikaların oluşumu sürecinde, hem karar alma aşamasında, hem de uygulama aşamasında, toplumsal katılımı zorunlu kılar. Sosyal politika, bir anlamda toplumsal sözleşmenin yansımasıdır; bir anlamda da, insan hakları konusunda ulusların ulaştığı son aşamanın ifadesidir. Aynı zamanda, toplumun özlemlerini ve umutlarını da içerdiği için, geleceğe ışık tutarlar. Sosyal politika belgeleri ömürlü bir belgelerdir; sık sık değişmezler.

KHK ise, hükümetin, TBMM’ye bile götürmeden kapalı kapılar ardında, kimselere danışmadan, dar kadrolarla ve kısıtlı deneyimlerle oluşturduğu yasa gücündeki metinlerdir. Dolayısıyla, dar grup çıkarlarına hizmet eder ve toplumun çoğunluğunu mutlu etmekten uzaktır. Dolayısıyla bir uzlaşmadan çok bir dayatmayı düşündürür. Varolan durumu bir oldu-bitti ile meşrulaştırmayı hedeflediği için; toplumun gelecek umutlarını beslemekten uzaktır.Onun için de ömürlü belgeler değildir; sık sık değişirler.

KORKU TÜNELİNDE Çevre, Su ve Orman

İnsan çevresi ile vardır. Sosyal çevre kadar, doğal çevre de vazgeçilmezdir. Kişi her şeyden soyutlanmış bir halde bir apartman dairesinde ya da mağarada yaşayamaz. Su, besin ve sosyal desteğe gereksinmesi vardır. Bu desteklere yönelik her tehdit, kişinin kendisini, yanlız, güvencesiz hissetmesine ve korku içine düşmesine yol açar. Bu açıdan baktığımızda, AKP Seçim Beyannamesi (1) ile 61.Hükumet Programı’nı (2) halkımız açısından bir KORKU TÜNELİ olarak nitelemek yanlış olmaz.

Sosyal çevreyle barışık olmak için gerekenler ile 61.Hükumet Programında bu konudaki eksikler için, yine bu sayıda yayınlanan “Sosyal Politikaya İkinci Büyük Hükumet Darbesi” yazısına bakınız.

Doğal çevreyle barışık olmak için gerekenler ile 61.Hükumet Programında olmayanlar için de bu yazıyı okuyunuz.