GEÇERLİ, GÜVENİLİR VERİ PEŞİNDE KOŞTU

GEÇERLİ, GÜVENİLİR VERİ PEŞİNDE KOŞTU

Mümtaz Peker

29 Ocak 2014

Prof. Dr. Nusret H. Fişek ülkemiz nüfusbilimine katkı koyanları iki gruba ayırıyor. İlk grup olarak akademik kurumlarda çalışanları gösteriyor, çalıştıkları konular bağlamında onları tanıtıyor. İkinci grup olarak yaptıkları çalışmalar nedeniyle Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı (SSYB) ile Devlet Planlama Teşkilatı’nı (DPT) gösteriyor. Bu kurumlar içinden nüfusbilim konusundaki bilgilerimize katkıda bulunanlar arasında verdiği tek örnek Dr. Samira Yener oluyor1.

Dr. Fişek’in bu yargısının nedenini sorguladığımızda şunu görüyoruz. DİE ile SSYB nüfus konusunda gerçekten hiç kimsenin yadsıyamayacağı araştırmaları, çalışmaları ülkemize kazandırdılar. Ne var ki bu çalışmaların analizi konusunda aynı başarı nedense bu kurumların çalışanları tarafından gösterilemedi. Özellikle 1960 sonrasında her iki kurumun çalışmaları gerek akademik çevrelerin gerekse DPT çalışanlarının veri kaynağı haline geldi. Bu fırsatı kamu kurumlarında çalışanlar içinden en iyi değerlendirenlerden biri de nüfusbilim alanında Dr Yener oldu.

1960 yıllarda ülkemiz sosyal plancıların temel sorunu, ülke gerçekliğini güvenilir, geçerli biçimde yansıtmayan verilerle çalışıyor olmalarıydı. Sosyal planlamacı bu verilerle ülkemiz sorunlarına çözüm üretmek zorundaydı. Yukarıda sözünü ettiğimiz kamu kuruluşlarının ürettiği bilgilerin geçerli, güvenilir, kullanılır olması için Dr Yener, bu kurumların çalışanları ile ilişkilerini hep sıcak tuttu. Alandan doğru bilgi gelmesi için SSYB tarafından tutulan doğum-ölüm formlarının yapılandırılması, doldurulması, merkezde toplanması, değerlendirilmesi konusunda onlarla birlikte çalıştı. Benzer şekilde DİE’nün o yıllarda beş yıl ara ile yaptığı genel nüfus sayımlarında kullanılacak sorukağıdının günün koşullarına göre geliştirilmesi ve nüfussal analiz için değerlendirilecek biçimde yapılandırılması konusunda gerekenleri, kimseyi kırmadan yapmaya çalıştı. İçişleri Bakanlığı tarafından tutulan nüfus kütüklerinin o günkü haliyle durağan olan yapısının, güncel hale getirilmesi çalışmalarında yer aldı.

Dr. Yener’in bu başarısında onun gerek söz konusu kurumların çalışanlarıyla gerekse akademik çevrelerle kurduğu sağlıklı ilişkinin büyük önemi vardı. Bunu kısaca örneklemek için şunlar söylenebilir. DİE yetkilileri, yapacakları nüfus sayımları ile nüfus araştırmalarının hazırlık çalışmalarında kamudan, üniversiteden, sivil toplum kuruluşlarından her zaman kendilerine bu konuda yardım edecek, yol gösterecek uzmanları istiyor; fakat bu çalışmaların karşılığında herhangi bir ücret ödemiyordu2. Bu çalışmalara katkı koyma bağlamında kamu kurumlarından gelenler arasında Dr. Yener her zaman önde oldu. Çalışmaların amacına uygun sorukağıdının oluşturulmasından başlayarak, araştırma bitene kadar her safhada DİE çalışanları ile birlikte çalışmada yer aldı. Nüfus sayımları ile nüfus araştırmalarının verisinin düzgün, geçerli, güvenilir biçimde sonlanmasını konusunda DİE çalışanları kadar özveriliydi. DİE’de uzun yıllar Sosyal İstatistikler Daire Başkanlığını yapan Cemil Ergene, Dr. Yener’in bu davranışı her zaman her yerde övücü sözlerle dile getiriyordu. Dr. Yener, DİE çalışanlarının başarılı çalışmalarını, DPT’nın gerek plan gerekse hizmet içi çalışmalarına severek taşıdı. İşbirliği herkesi imrendirecek bir düzeye geldi. Bu konuda vereceğim ilk örnek şöyle: Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığına, DPT kökenli Dr. Oktay Varlıer’in atandığı andan başlamak üzere(1978), Dr. Yener nerede ise tam zamanlı olarak DİE’de çalışmaya başladı. Her iki kurumun işlevini çok iyi bilen Dr. Varlıer, yeni kurumundaki personelinin, Dr. Yener’in DİE’nün çalışmalarına katkı koyma istemlerini hep destekledi. 1980 Genel Nüfus Sayımı ön hazırlık toplantılarına Hacettepe Nüfus Etütleri Enstitüsü temsilcisi olarak katıldığım süre boyunca, DİE personelinin Dr. Yener’i her zaman kendileriyle içselleştirdiklerini; davranışlarıyla, konuşmalarıyla, toplantı sonrası odalarına davet edişlerinde gördüm. Vereceğim ikinci örneği 1994 yılında yaşadım. DİE personelinin Dr Yener’e karşı bu tutumunun, davranışının pekişerek sürdüğünü, DİE Demografik Araştırmalar Merkezi (DAM) nüfus tahminleri çalışmalarına Ege Üniversitesinden temsilci olarak katıldığım zaman sevinçle izledim. Toplantı sırasındaki resmi söylemde o “Dr. Yener” di. Toplantı başında, çay zamanında, yemekte, akşam ayrılmalarında ise herkesin “Samira Abla”sıydı.

Dr. Yener’in bu davranışını sürdürmesinin güzel örneğini doktora çalışmasında da görebiliriz. DİE bünyesinde oluşturduğu DAM aracılığı ile ülkemizde ikinci kez ulusal düzeyde Türkiye Nüfus Araştırması’nı Kasım 1974 ile Aralık 1977 yılı döneminde yaptı. İkili kayıt sisteminin ülkemiz ölçeğinde uygulandığı araştırmanın doğum verileri analiz edildi; fakat ölüm verileri değerlendirilmedi. Araştırmanın temel konularından olan ölümler konusunda nedense hiç kimse pek fazla ilgilenmedi. Dr Yener yıllar sonra bu verilerin sorukağıtları SEKA’ya gönderilmeden önce analiz etti, sonuçları diğer veri kaynaklarından elde edilen bulguların ışığında doktora tezinde yorumladı3.

Geçerli, güvenilir verinin oluşması için DİE, SSYB çalışanları ile birlikte onların çalışmasına katkı koyan Dr. Yener, düzgün veri toplanmasının önündeki engelleri bu çalışmalar sırasında çok iyi gözlemledi. Bu sorunların giderilmesi için alınacak önlemleri Plan çalışmalarının hazırlık döneminde oluşturulan nüfus, aile, sağlık özel ihtisas komisyonlarında tartışmaya açtı. Bu konuda kendisini en çok bu iki kurumdan gelen üyeler destekliyordu. Düzgün veri toplanması için özel ihtisas komisyonlarında oluşturulan kararlar, Dr. Yener ve arkadaşları tarafından, Planı hazırlayan üst kurula aktarıldı. Yıllar itibariyle gerek nüfus sayımlarına hayati olay konusunda soru eklenmesi gerekse her iki kurumun yapacağı nüfus çalışmalarına DPT tarafından yapılabilir onayının verilmesinde önemli katkıları oldu.

Karşılıklı güvene dayalı bu ilişkilerini DPT’ndeki 35 yıla yaklaşan hizmet süresinde sürdüren Dr. Yener kamuda çalışanların büyük saygısını kazandı. Herkes onun geçerli, güvenilir veri peşinde koştuğunu biliyordu. Komşusuna, kurumlara güvenin az olduğu toplumumuzda, o hem birlikte çalıştığı kişilere güvendi, hem de onların güvenini kazandı. Salt çalıştığı kurumun değil, nüfus konusunda bilgi üreten kurumların verisine toplumumuzda güven duyulması için çalıştı. Nüfus dinamikleri konusundaki verileri titiz çalışmalarıyla değerlendirdi. Nüfus sayımlarından yararlanarak, 1960’lı yıllardan başlamak üzere beşer yıl arayla köyden şehire göçleri değişik boyutlarıyla inceledi. İller arası göçleri, göç edenlerin niteliklerini ortaya koydu. 1950’li yıllarda başlayan ülkemiz kent nüfusunun artışı 1960’lı yıllarda da sürüyordu. Bu konuda yapılması gereken politikaları DİE çalışmalarından yararlanarak plan çalışmalarına aktarımını sağladı.

1960’lı yıllarda Türkiye’de yaşa-cinsiyete göre yıl temelinde ölüm hızları konusunda yeterli bilgimiz yoktu. 1950-1951 yıllarında 63 ilin ölüm istatistiklerine dayanarak, Türkiye için cinsiyete-yaşa göre hayat tablosu çalışmasını yapan H. Wiesler’in izlediği yolu eleştiren Özkan, sonuçların yanlı olduğunu yazdı4. Nüfus sayımı verilerine dayanarak 1935-1960 dönemi için sayımlar arası hayatta kalma oranlarını kullanarak Prof. Dr. Kenan Gürtan ülkemiz için hayat tablosu çalışmasını yaptı. Çalışmasında göçleri, hatalı yaş bildirimlerini düzelten Gürtan, bir dizi doğurganlık varsayımlarını da kullandı5.

Ülkemizde yıl temelinde yaşa-cinsiyete özel ölüm hızlarını kullanarak hayat tablosu çalışması ilk kez Aysel Özkan tarafından yapıldı. Özkan bu çalışmasında SSYB tarafından 1966-67 yılında ikili kayıt sistemi tekniğine göre yapılan, Türkiye Nüfus Araştırması ölüm verilerini kullandı6. Aynı tekniği kullanan araştırma 1974-1975 yılında DİE tarafından tekrarlandı. Araştırmanın ölüm verilerini Prof. Dr. Nusret H. Fişek’in rehberliğinde değerlendiren Yener, çalışmasıyla hem bilim doktoru unvanını aldı hem de ülkemiz verisine dayanarak gelecek yılların nüfus tahmini çalışmalarını yaptı. Bunların plan çalışması içinde yer almasını sağladı.

Çalışmanın ilginç bulguları şunlardı: Ülkemizde sağlık göstergesi olarak daha anlamlı olduğu için “beş yaşındaki yaşama umudu, doğuştaki yaşama umudu ve bebek ölüm hızı” üçlüsünün ülkemiz sağlık göstergesi olarak kullanılmasının tutarlı olacağını gösterdi. İkinci olarak ülkemizde bulaşıcı hastalıklardan ölümler çok yüksekti ( 100. 000 kişide 110). Bu hızın gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerin hızlarından farklılığı çok anlamlıydı. Bu nedenle yıllardır her plan kitapçığında tekrarlanan; fakat politika olarak uygulanmayan “koruyucu hekimliğe öncelik verilmesi” konusunu tüm gerçekliğiyle ortaya koydu.

Ana sağlığı, sosyo-ekonomik koşullar yanı sıra kadının gebeliği döneminde kötü sağlık koşulları, doğum öncesi ve sonrası bakım ile doğum sırasındaki istenmeyen durumlardan etkileniyordu. Ülkemizde yüksek olan bebek ölüm hızının nedenlerinden ilkini, ana ölüm hızının halen dünya üzerindeki en yüksek değere ulaşması açıklıyordu. Ülkemizde sağlık hizmeti yetersizliğini, hizmetin yöreler arasında anlamlı dengesiz bir dağılımı olduğunu saptadı. Türkiye’de yaşam kalitesinin ölçülmesi için anne ölüm düzeyine ilişkin göstergenin hiç olmazsa ülke genelinde hesaplanması için bu konunun gelecekteki nüfus araştırmalarının öncelikleri arasına alınmasının, kalkınma planı programlarına konulmasını önerdi7. Dr. Yener’in bulgusundan 25 yıl sonra, önerisinden 4 yıl sonra ülkemizde ulusal düzeyde anne ölüm nedenleri araştırması yapıldı8.

Toplumun çocuğa atfettiği değer değişimini; sağlık hizmetine ulaşma, hizmetten yararlanma bağlamında analiz eden Dr. Yener, araştırmasında ilginç bir noktayı vurguladı. Ülkemiz kentlerinde yaratılan hastane hizmetinden, ailelerin bebekleri yararlandırma gayretinin arttığını gösterdi. Bebeklerin, yetişkinlere göre hastaneye götürülme oranının yükseldiğini saptadı. Araştırmasında kentlerde ölen bebeklerin çoğunun (%95), ölmeden önce hekim tarafından muayene edildiğini, sağlık hizmetinden yararlandığını ortaya koydu. Ne var ki kırsal kesimde bebek hastalıklarında sağlık personelinden yararlanma ihmal ediliyordu. Türk ailesinin özellikle kentsel yaşamda çocuğuna atfettiği değerin psikolojik temelli oluşunu sağlık uygulamaları konusunda ilk kez o gösterdi.

Türkiye’de 1935-1975 dönemindeki doğurganlık-ölümlülük eğilimlerine göre nüfus artışı konusu seçkin bir kurul tarafından analiz edildi. Frederic C. Shorter ve Miroslav Macura tarafından, yazılan çalışmaya Prof. Dr. Nusret H. Fişek’in başkanı olduğu bir Türk uzmanlar grubunun ( Sevinç Kavadarlı, Ferhunde Özbay, Samira Yener) önemli katkısı oldu. Dr. Yener çalışmayı arkadaşlarıyla birlikte Türkçeye çevirdi9.

Dr. Yener’in Planlama kurumunda 35 yıla yaklaşan çalışması bize iki şeyi gösteriyor. İlk olarak bu denli uzun çalışmasının, ülkemizdeki kadın nüfusun çalışma örüntüsünden anlamlı biçimde farklı oluşu işini ne kadar sevdiğini gösteriyor. İkinci olarak bu süre içinde ülkemiz nüfus bilimine kurumsal temelde güvenilir, geçerli bilgi sağlama konusundaki tutumu, davranışı, işbirliği övgüye değerlilik kazanıyor. Derlenen verilerden yaptığı araştırmalarla, plan çalışmalarına koyduğu katkı yanı sıra ülkemiz sağlık hizmetlerinin değerlendirilmesi, yeniden planlanması konusundaki görüşlerinin, bu işlerin ülkemizdeki öncüsü Prof. Dr. Nusret H. Fişek’in değişik ortamda dile getirmesi kanımca çok anlamlı oluyor.

Ülkemizi Avrupa Konseyi Nüfus Komitesi Daimi Üyeliği yanında Birleşmiş Milletler Nüfus Konferansında temsil eden; güvenilir, geçerli veri elde edilmesi için uğraşan Dr. Yener’i sosyal ortamdaki arkadaşlığının naifliği, bilimsel ortamdaki eserlerinin titizliğiyle biz nüfusbilimciler her zaman saygıyla anacağız. Güle güle Sevgili Samira.

Samira Berksan Yener (Kısa özgeçmişi)

14 Ocak 2014 tarihinde kaybettiğimiz Dr. Yener, ilk, orta, lise öğrenimini tamamladığı Ankara Kolejinden 1960 yılında mezun oldu. ODTÜ Sosyal Bilimler Bölümünü 1965’de bitirdi. Aynı yıl içinde Devlet Planlama Teşkilatı Sosyal Planlama Dairesinde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. Kurum içi sınavlarında gösterdiği başarı sonucu 1966 yılında uzman yardımcısı, 1969 yılında da uzman oldu. 1969 yılında DPT tarafından hizmet içi eğitime gönderildiği Pennsylvania (ABD) Üniversitesinden nüfusbilim konusunda yüksek lisans derecesini aldı. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsünde 1981 yılında doktorasını başarıyla tamamladı.

Devlet Planlama Teşkilatında 1980-1981 dönemine kadar nüfus sektöründe uzman olarak çalıştı. Bu tarihten sonra sosyal hizmetler, sosyal göstergeler, aile, kadın, çocuk konularındaki çalışmalarıyla hem plancı hem de araştırmacı olarak görevini sürdürdü.

DPT’ ki çalışma yaşamı boyunca ulusal, uluslararası toplantılara, seminerlere, çalıştaylara katıldı; DPT’ nı ve ülkemizi temsil etti. Ülke temsilciliğini Avrupa Konseyi Nüfus Komitesi Daimi Üyesi olarak sürdürdü. Birleşmiş Milletler tarafından 1974’den beri on yıl ara ile sürdürülen nüfus konferansına ülke temsilcisi olarak iki kez katıldı.

Çalışma yaşamına başladığı DPT’ dan 18.10.1999 tarihinde emekli oldu. Emeklilik döneminde sivil toplum kuruluşlarında çalışmasını sürdürdü. Kasım 2009’da eşi Doç Dr. Cengiz Yener’i kaybeden Dr. Yener, iki çocuk annesiydi.

Yurt içinde-dışında yayınlanmış birçok bildirisi, kitabı bulunan Yener’in kendi seçkisine göre nüfus konusundaki çalışmalarının bazıları aşağıdaki gibidir.

Seçilmiş Çalışmaları

Nüfus: II. Beş Yıllık Plan Hazırlık Çalışmaları, DPT yayın no:551, Ankara, 1967.

İnternational Migration in Turkey, 1955-1965, unpublished paper Universtiy of Pennsylvania, Philadelphia, 1968.

1960-65 Dönemi Köyden Şehire Göçler: DPT yayını, no:932, Ankara, 1970.

İller İtibariyle Nüfus Projeksiyonları ( 1965-1980), DPT, Ankara, 1970.

İllerin 1960-1965 ve 1965-1970 Dönemlerindeki Nüfus Artış Hızları, DPT, Ankara, 1970.

Türkiye Nüfusu Üzerine İstatistikî Çalışmalar: DPT yayını, no:1012, Ankara, 1971.

Türkiye’de Evlilik Yapısı ve Bu Yapının Doğurganlık Üzerindeki Etkileri”, Türkiye Demografyası içinde (editörler: Bozkurt Güvenç- Frederic C. Shorter) Hacettepe Üniversitesi, yayın no: D-13, Ankara, 1971

İller İtibariyle Şehirli Nüfus Üzerine Çalışmalar (Tuncer Kocaman’la birlikte), DPT, Ankara, 1971.

1965-1970 döneminde yurt dışındaki işçi sayısındaki artışla ilgili bir tahmin, DPT, Ankara1972

III. Beş Yıllık Nüfus Projeksiyonları: DPT yayını, no: 1300, Ankara, 1973.

III.Plan Dönemi İllerin Kent Nüfusları, DPT, 1974.

Türkiye’de Nüfus Araştırmaları ve Sorunları: DPT yayını, no:1432, Ankara, 1975.

Dünya Nüfus Konferansı ve Nüfus Eylem Planı, DPT, Ankara, 1975.

1965-70 İller Arası Göçler ve Göçedenlerin Nitelikleri: DPT yayını, no: 1528, Ankara, 1977.

Internal Migration and Its Policy Implications in Turkey” Proceeding of International Populaation Conference içinde, IUSSP Mexico, 1977.

IV.Beş Yıllık Plan Nüfus Tahminleri: DPT yayını, no: 1669, Ankara, 1979.

Migration in Turkey”, “ The Effect of Current Demographic Change in Europe on Social Structure içinde (editör: Milos Macura) Ekonomiski Institut, Beograd, 1979.

1974-1975 Nüfus Araştırmasındaki Ölümlerle İlgili Verilerin Değerlendirilmesi: Basılmamış doktora tezi Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Ankara 1981.

1990 Yılında Türkiye’de Çocuğun Durumunun Değerlendirilmesi Çocukla İlgili Politika ve Tedbirler, T.C. Hükümeti- UNICEF 1991-95 İşbirliği Çerçevesinde Projeler, DPT, Ankara, 1990.

1994 Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı ve Eylem Planı, DPT, Ankara, 1995.

1 Shorter, F.C. & Macura M. :Türkiye’de Nüfus Artışı (1935-1975) Doğurganlık ve Ölümlülük Eğilimleri, s:13-14, Yurt yayınları, Ankara, 1983.

2 Söz konusu tarihlerde Genel Nüfus Sayımında görüşmeci olarak çalışanlara ücret ödenmezdi. Bu durum bazı kişiler tarafından, kamu ücretsiz olarak vatandaşını çalıştıramaz, angarya yasal değildir biçiminde eleştirilirdi.

3 1974-1975 Nüfus Araştırmasındaki Ölümlerle İlgili Verilerin Değerlendirilmesi: Basılmamış doktora tezi Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Ankara 1981.

4 Aysel Özkan: Türkiye Nüfus Araştırmasından Elde Edilen Türkiye Hayat Tabloları ve Ölümlülük Tahminler, s:1-2, DPT yayını, Ankara, 1974.

 

4

5 Kenan Gürtan: (0) yaş kadın ölümlerini 1935-40 dönemi için binde 169, 1940-45 dönemi için binde 244, 1945-50 dönemi için binde 160 olarak tahmin etti.: Türkiye’de Nüfus Problemi ve İktisadi Kalkınma ile İlgisi, s.8,İstanbul,1966.

6 Aysel Özkan: age, Ankara, 1974.

7 Samira Yener ve İsmet Koç: “ Türkiye’de Yaşam Kalitesinin Ölçülmesi”, s.148, Nüfus ve Kalkınma içinde, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Ankara, 2001.

8Hacettepe Nüfus Etütleri Enstitüsü ve Sağlık Bakanlığı: Türkiye Ulusal Anne Ölümleri Çalışması 2005, Ankara, 2006.

9 Shorter, F.C. & Macura M. :Türkiye’de Nüfus Artışı (1935-1975) Doğurganlık ve Ölümlülük Eğilimleri, Yurt yayınları, Ankara, 1983.

9