Sağlık İşkolu ve Çalışanları

Vet.Dr.Bülent Ilgaz

Sağlık işkolunu tanımlayabilmek için 3 önemli ögeye eğilmek gerekmektedir. Bunlardan bir sağlık tanımı, diğeri uygulanan sağlık sistemi ile sağlık çalışanlarının kimler olduğudur.

Dünya Sağlık Örgütü Anayasasının Giriş Bölümü ile Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Yasanın 2.maddesinde “sağlık … bedensel, ruhsal ve sosyal yönden iyilik hali” olarak kapsamlı bir biçimde tanımlanmaktadır. İnsanı sosyal çevresi içinde ele alan bir sağlık anlayışı, hizmeti de hastanelerin duvarlarının ötesine toplumun içerisine götürür. Toplum hekimliği yaklaşımı, kişiye yönelik hizmetlerle ile toplum yönelik olanları; koruyucu hizmetler ile tedavi-rehabilite edici olanları birarada kavrar. Bütün bunlar, geniş bir ekiple ve semtlere sokaklara kadar uzanan bir hizmet profilini ortaya koyar.

Böylesi bir sistem içerisinde sunulan sağlık hizmetinin, insangücü profili, yalnızca hastanelere yoğunlaşarak verilen ve hastalara hekimlik sanatlarının uygulanmasını öne çıkaran sistemdeki insangücü profilinden oldukça farklıdır.

Tümelci sağlık yaklaşımı sergileyen sağlık sisteminde, çeşitli sağlık meslekleri öne çıkarken; hastane işletmeciliğini öne çıkaran sistemde, hekimlik ağırlık kazanır.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan sınıflandırmaya göre, sağlık meslekleri Tablo 1’de gösterilmiştir.Ülkemizin özgün koşullarında bu mesleklerin arasında sosyal hizmet uzmanları vb katılmıştır.

1973 yılında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile kamuda çalışanlaradan kimlerin işçi, kimlerin memur olduğunun belirlenmesi yetkisi Yüksek Hakem Kuruluna verilmiştir. Yüksek Hakem Kurul, yaptığı saptamalarda, sağlık hizmetlerinde çalışanlardan hekim, eczacı, dişhekimi dışında kalan ebe, hemşire, sağlık memuru, laborant, eczacı kalfası, hastabakıcı, fizyoterapist,diyetisyen, psikolog, teknik eleman, şoför, berber ve diğer hizmetlilerin işçi olduğuna karar verilmiştir.1

Sendikalar Yasası uyarınca çıkarılan, İşkolları Yönetmeliği’ne göre, “Hastaneler, sanatoryumlar, bakım ve dinlenme evleri, doğum ve çocuk bakım evleri, doktor muayenehaneleri, klinikler gibi sağlık tedavi kuruluşları, diş klinikleri, röntgen muayenehaneleri ve benzerleri ile hayvan bakım evlerinde yapılan her türlü sağlık işleri” 29 İşkolu No.lu (Uluslararası Sınıflandırmaya göre, 8.Bölüm ve 82.Büyük Grupta yeralır) sağlık işkolunu oluşturmaktadır.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Tüzüğü’ne göre ise, sağlık işkolu, sağlık ve sosyal hizmetlerin doğrudan ve dolaylı olarak verildiği, planlandığı işyerleri ile bunların uzantıları olan büro, kreş, yemekhane ve atelyeleri içermektedir… Sağlık ve sosyal hizmetlerin çok yönlü ekip hizmeti olduğundan hareketle bu hizmetlerin planlandığı, üretildiği tüm işyerleri ile bunların eklentilerinde ve bu hizmetlere yönelik eğitim araştırma ünitelerinde çalışan tüm emekçileri, statü ve hizmet sınıf ayrımı yapmadan kapsar.

Dünyada sağlık mesleklerinin bu algıladığımız boyutuyla ortaya çıkabilmesi de zaman almıştır. Hiç kuşkusuz, tıpta bilimsel gelişmenin belirli bir düzeye ulaşmış olması bunu yakından etkilemiştir. Sözgelimi, bulaşıcı hastalıklara neden olan ilk mikrobun (Vibrio Cholerea) Dr.Robert Koch tarafından 1883 yılında bulunması; 1892 Uluslararası Sağlık Konferansı’nda buna karşı uluslararası düzeyde alınacak önlemlerle ilgili, bir uluslararası sözleşme bağıtlanması, belirleyici olmuştur. Ülkemizde bu gelişmeden etkilenmiştir. Ülkemizdeki sağlık ortamının gelişmesini ateşleyen ana öge ise, 14 Mart 1828’de, İstanbul’da hekim yetiştiren ilk “Tıphane-i Amire”nin ve bundan üç yıl sonra “Cerrahhane”nin açılması; 1839’da ise her ikisini de içine alan “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane”nin kurulmasıdır. 2

TABLO 1

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ

İNSANGÜCÜ İSTATİSTİKLERİNDE SAĞLIK PERSONELİ3

Hekim

Yardımcı hekim

Çok görevli sağlık yardımcıları

Dişhekimleri

Dişçiler

Dişhekimi yardımcıları

Eczacılar

Eczacı yardımcıları

Veteriner hekimler

Hayvan sağlığı yardımcıları

Ebeler

Yardımcı ebeler

Yardımcı ebe-hemşireler

Hemşireler

Yardımcı hemşireler

Ebe ve hemşire yardımcıları

Fizyoterapistler

Laboratuvar teknisyenleri

Laboratuvar teknisyen yardımcıları

Tıp fizikçileri

Tıp radyoloji teknisyenleri

Tıp radyoloji teknisyen yardımcısı

Sağlık mühendisi

Çevre sağlığı teknisyeni

Çevre sağlığı teknisyen yardımcısı

Diğer sağlık personeli

Diğer teknik personel

Diğer yardımcı personel

Geleneksel hekimlik uygulayıcıları.

1. DÖNEM (20.YÜZYILIN BAŞI):

MESLEKSEL DERNEKLERİN KURULUŞU

Ülkemizde sağlık işkolunda ilk mesleksel örgütlenmelere, dernekleşme biçiminde, 19.yüzyıl sonlarında rastlanmaktadır. Bu dönemde, maden, demiryolları, tekstil gibi işkollarında sendikalaşma görülürken; sağlık işkolunda bu yönde bir gidiş görülmemektedir. Meslek derneklerine yönelişin, temel nedenleri arasında,

  • İşkolunun insan sağlığına yönelik olması dolayısıyla hizmeti durdurmak istememesinden,
  • Örgütlenme alışkanlığından yoksunluktan

kaynaklandığı düşünülmektedir. Kurulan dernekler daha çok mesleğin haklarını genişletmek ve meslekte çalışanların özlük sorunlarını çözmeye, istenmeyen tayinleri engellemeye yönelik çalışmalar yapmışlardır. Örneğin, Aralık 1324’de (1909) kurulan “Baytar İttihat ve Teavün Cemiyeti”nin ilk işi, zamanın Ziraat (Tarım, Orman ve Maden) Nazırı Mavrokordato’ya çıkarak, istemedikleri yerlere yapılan tayinleri durdurmak olur. 4

1908’den önce Cemiyet-i Tıbbiye-i Şahane’nin bir kolu durumunda “Societe des Pharmaciens de L’Empire Ottoman” adında bir eczacı örgütlenmesi bilinmektedir.

1908’de Meşrutiyetin ilanından sonra bu Cemiyet J.C.Rebul başkanlığında çalışmalarını sürdürmüştür (Üyeleri arasında Türk olarak yalnızca Lütfi Kamil bey bulunmaktadır). Bir yandan eczacı Hamdi, Ethem Pertev ve arkadaşlarının önayak olmasıyla Haliç Feneri’nde bir gazinoda 250 eczacının katılımıyla bir toplantı düzenlenmiştir.

“Societe des …” adlı bu cemiyet, daha sonra meslek içi ayrı iş yapan grupların kendi derneklerini kurmasıyla dağılmıştır. Bunlardan bir bölümü “Eczane Sahipleri Derneği” , (8 Eylül 1954) adını alacak olan “Türkiye Eczane Sahipleri Cemiyeti”dir.

20.Yüzyılın başında oluşan bir çok dernek arasında, baytarların tesis ettiği “Osmanlı Cemiyeti İlmiye-i Baytariyesi” 13 Ağustos 1909’dan sonra, M.Ali beyin başkanlığında etkinlik göstermeye başlamıştır. Bu dernek, “Mecmua-i Fünunu Baytariye” adlı bir dergi de çıkarmıştır. Ne zaman kapandığına ilişkin bir kayda rastlanmamaktadır.

Ayrıca İstanbul’da bulunan baytarların, 16 Şubat 1910’da Baytar Mekteb-i alisi Mezunin Cemiyetini kurdukları ve bu derneğin 7 Haziran 1914’e değin açık kaldığı bilinmektedir.

1910 yılında, Ankarada bulunan baytarlar, o zamanki Milli Savunma Bakanlığı Veteriner Dairesi Başkan Yardımcısı Halil beyin girişimleri ile “Türk Baytarlar Birliği” adını taşıyan dördüncü bir dernek kurmuşlardır. Bu dernek, 1923 yılına kadar Şefik beyin başkanlığında merkezi Ankara’da olmak üzere varlığını sürdürmüştür.

1927 yılında “İstanbul Etibbayi Baytariye Muhadenet Cemiyeti” adıyla anılan ve Mardin Mebusu Baytar Muallim Mehmet Nuri Beyin başkanlığında bir dernek kurulmuştur. Bu derneğin, 420 asil ve 60 fahri üyesi vardı. Bu dernek, 1935 yılında Türk Baytarlar Birliği adını aldı.5

“Türk Hastabakıcı Hemşireler Cemiyeti” 23.8.1933 tarihinde İstanbul’da kurulmuştur. Amacı “mesleğin içtimai mevkiini yükseltmek, memlekete yayılmasına çalışmak ve üyeler arasında tesanüdü kurmak” idi. Genel merkezi Kızılay Derneği binasıydı.6

Bu dernek, Prof.Dr.Besim Ömer Paşa’nın önerisiyle hastabakıcı diplomasına sahip bazı kişiler tarafından kurulmuştu. 3.7.1943 yılına kadar varlığını sürdüren Dernek, bu taihten sonra yeniden yapılanarak yönetimi okul mezunu hemşirelere geçmiştir. Yeni şekli ile Dernek, ilk kongresini 12.7.1943 tarihinde İstanbul Eminönü Halkevinde yapmış ve başkanlığına Esma Deniz etirilmiştir. Türk Hemşireler Derneği 13.6.1949 yılında Uluslararası Hemşireler Konseyi’ne (ICN) üye olmuştur.

2.3.1973 yılında yapılan olağanüstü kongrenin onayı ile Genel Merkez Ankara’ya nakledilmiştir. Derneğin 1951’de İzmir, 1973’de İstanbul, 1974’te Isparta, 1988’de Bursa, 1990’da Zonguldak, 1994’te Gaziantep, 1996’da Edirne ve Samsun şubeleri açılmıştır. Derneğin üye sayısı (1996) 17.000 yöresindedir.

Cumhuriyetin daha ikinci yılında, örgütlerin kuruluş ve gelişmeleri henüz tamamlanmamışken, doğudaki bir isyan nedeniyle 1925’te çıkarılan Takrir-i Sükun Yasası, 50.000 üyeli 28 sendikanın kapatılmasını getirmiştir. O yıllarda, kayıtlı işçi sayısının 250.000 yöresinde olduğu düşünülürse, sendikalılaşma oranının %20’lerde olduğu anlaşılır.

Sağlık Memurları Cemiyeti’nin kuruluş tarihi 1946’dır. Daha sonra bu dernek, Türkiye Sağlık Memurları Okul ve Kolejlerini Bitirenler Derneği, daha sonra da 1975 Ekim’inde Tüm Sağlık Çalışanları Derneği (TÜS-DER) adını alacaktır.

Sağlık işkolunda kurulu derneklerden biri de “Hayvan Sağlık Memurları Okulunu Bitirenler Derneği”dir. Bu dernek 24.9.1952’de İstanbul’da kuruldu. İlk yayın organı, “Örnek Hayvancılık” dergisidir.

Bu dernekle aynı binada, Ankara’da, 3.11.1965’te “Türkiye Hayvan Sağlığı Memurları Sendikası” kurulmuş ve “Sendika Postası” adlı aylık bir yayın organı çıkarılmıştır.

Gerek dernek gerek sendika, “hayvan sağlık memuru” ünvanını değiştirmek için uzun yıllar mücadele etmiş ve 13.12.1983 günü “veteriner sağlık teknisyeni” olarak değiştirilmesinde büyük rolü olmuştur.

“Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneği”nin 1996 yılı üye sayısı 3.341’dir (Veteriner Sağlık Teknisyeni toplam sayısı 3.500’dür)7. Veteriner Sağlık Teknisyenleri Dergisi üç ayda bir yayınlanmaktadır. “Dernek Postası”nın 1970’li yıllardaki logosunun altında “Grevli Toplu Sözleşmeli Sendika Hakkı için İleri” yazısı görülmektedir.

20.yüzyılın başında kurulan dernekler, kapanıp yenilerinin açılması ile birbirlerinin devamı olarak bugüne kadar gelmişler ve süreç içinde sendikalaşma ve diğer örgütlerin kurulup gelişmesinde birer “okul” görevi yapmışlardır. Çalışanlar arasında dayanışmayı arttırmışlar; örgütlenmenin yararlarını uygulamada göstermişlerdir.

2.DÖNEM:

SAĞLIK İŞKOLUNDA İŞÇİ SENDİKALARI DÖNEMİ

1946 yılında sınıf esasına dayanan örgütlenmenin serbest bırakılmasıyla, 600 işyeri sendikası kurulmuştur.

700.000dolayında kayıtlı işçinin bulunduğu bu yıllarda, sayıları tam olarak bilinmese de yaklaşık 70.000 işçinin sendikalı olduğu, o günleri yaşayanlarca belirtilmektedir.

Ancak bu kıpırdanmanın uzun sürmesine olanak verilmedi. 1946 yılı Türk sendikacılığında bir coşku adacığı olarak durmaktadır. Yasaklama, kapatma ve tutuklama başlatıldı; işçiler yine sendikasızlaştırıldı.8 Bu dönemde sağlık işkolunda sendikalaşma görülmemektedir.

Bazı sağlık çalışanlarının sayısal durumları Tablo 2‘de gösterilmiştir.

TABLO 2

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ MESLEKLERE VE YILLARA GÖRE DAĞILIMI

(1923-1995)

Meslekler 1923 1930 1935 1940 1945 1950 1955 1960 1965 1970 1975 1980
Hekim 344 728 1.182 1.625 2.378 3.886 6.895 9826 10.895 15.856 21.714 27.223
Dişhekimi 910 1.175 1.395 1.932 3.245 5.046 7.077
Eczacı 60 127 135 340 725 980 1.256 1.406 1.771 3.011 4.211 11.578
Hemşire 202 325 405 409 737 1.400 2.420 4.592 8.796 14.806 26.880
Ebe 136 400 451 616 806 1.285 2.001 3.126 4.339 11.321 12.975 15.880
Sağlık Tekn. 560 1.268 1.365 1.493 1.632 4.018 3.927 3.890 4.676 9.954 11.021 11.664
Meslekler 1985 1990 1994
Hekim 37.297 50.639 65832
Dişhekimi 8.305 10.132 11.457
Eczacı 11.602 15.792 18.366
Hemşire 30.854 44.984 56.280
Ebe 17.987 30.415 35.604
Sağlık Tekn.   21.547 30.811

.

.

.

.

.

.

20.2.1947 yılında 5018 sayılı Sendikalar Yasası’nın onanmasından sonra, sendikalar kurulmaya başlanmıştı. Ancak grev hakkı başta olmak üzere 1877’lerden beri süregelen yasaklama ve sınırlamalar, kitle hareketlerini yönetecek işçi önderlerinin yetişmesini güçleştirmiş ve işçi sınıfı bilincinin de kök salmasını engellemişti.

1963’lere kadar, Sağlık Bakanlığına bağlı işyerlerinde asistan hekimler dahil, yardımcı sağlık personeli 24 saat hastenede kalıyor ve süresiz çalışıyordu. Haftalık izin süresi, 24 saatti. O dönemde ilk 8 saat uygulaması Amerikan Hastanesinde vardiyalı çalışma ile gündeme geldi. Bu çalışma saatleri ilk toplu iş sözleşmesiyle düşürüldü ve 8 saatin üstündeki çalışmalar ücretlendirildi. Mesai saatlerine uymak istemeyen Numune Hastanesinde 1969 yılında bir direniş de yaşanmıştır.9

İşin sürekli olma zorunluluğu ve süresinin saptanamaması, işçi-memur ayırımında kargaşa yaratılmasının en önemli nedenlerinden sayılmalıdır. Memur adı altında ücretlilerin, ucuz işgücünden yararlanılmış ve her zaman bu karmaşa yaratılmıştır.

Sağlık işkolunda sendikalar 1954 yılından başlayarak belirmiştir. İstanbul Sıtma Savaş ve Hastane İşçileri Sendikası bunların ilkidir.10

Daha sonra, 1961 yılında, İzmir’de kurulan Türkiye Sağlık İşçileri ve Müstahdemleri Sendikası’nın etkinlikleri görülmektedir.26.2.1962 tarihinde yapılan ilk Genel Kurulunda Türk-İş’e üye olma kararı verilmiştir. Artık toplu sözleşmeli bir dönem başlamıştır. Bu dönemde de sürekli bir hukuk savaşı, işçi memur ayrımına karşı mücadele ve grevsiz bir toplu sözleşme düzeninin şekillendirilmesi çabaları sürer.

Sağlık işkolu, tıpkı demiryollarında olduğu gibi, işçi-memur ayırımının en çok istismar edildiği alanlardan biri olacaktır. Meslek uygulamalarının, günlük çalışma saatlerine uymaması ve kesinti kabul etmemesi; çalışanların kendini koruyacak araçlardan yoksun olması çalışma koşullarını olumsuz yönde etkilemiştir. Sağlık işkolunda sendikalaşmanın uzun süre engellenmiş olması da bu nedenledir. İşçi-memur ayırımının sık sık gündeme getirilmesi ve meslek arasında görev-yetki dağılımının hiçbir zaman tam olarak yapılmaması; meslek gruplarının birbirlerine düşmelerine, birlikte örgütlenmelerinin önüne ciddi engeller çıkmasını getirmiştir.

Öte yandan, 27.3.1962’de İstanbul’da “Türkiye Sağlık İşçileri ve Personeli Senndikası” kuruldu. 20.10.1963’te ilk Genel Kurulunu yapan Sendika, İstanbul Verem Savaş Derneği Erenköy Sanatoryumunda işkolunun ilk işyeri toplu iş sözleşmesi bağıtlamıştır. Aynı yıl, sendikanın Genel Başkanı Mustafa Başoğlu ve Genel Sekreteri Savaş Benli aleyhine davalar açıldı. Davalar reddedildi ve sendika hakkında takipsizlik kararı verildi. Bunun üzerine ödentilerin kaynaktan kesilmesi için dava açıldı. Sendika bu davayı da kazandı.

20.1.1965’te, İzmir’de kurulu bulunan Türkiye Sağlık İşçileri ve Müstahdemleri Sendikası Genel Kurulu’nda, birleşmeye yönelik olarak, karma kyönetim, denetim ve disiplin kurulları oluşmuş ve yeni tüzük kabul edilmiştir. Sendikanın adı Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası, kısa adı SAĞLIK-İŞ olarak değiştirilmiştir. 14.2.1965 tarihinde İstanbul’da kurulu Türk Sağlık İş, Türkiye Sağlık İşçileri Sendikasına katılma kararı almıştır.

1965 yılında SSK işyerinde ilk kez toplu iş sözleşmesi çağrısı yapıldı. İtiraz üzerine dava açılmış ve dava kazanılarak TİS bağıtlanmıştır.

10.1.1965’te yapılan olağanüstü genel kurulda, genel merkezin Ankara’ya taşınmasına ve Uluslararası Kamu Çalışanları Federasyonu’na (PSI) üyelik başvurusu yapılmasına karar verilmiştir.

Sağlık-İş’in 31.7.1971 tarihinde Çalışma Bakanlığı’na bildirdiği üye sayısı 17.134’tür. 1973 yılında çıkarılan bir kanun hükmünde kararname ile kamuda çalışanlardan kimlerin işçi, kimlerin memur olduğunun belirlenmesi yetkisi Yüksek Hakem Kurulu’na verilmiştir. YHK, yaptığı saptamalarda sağlık hizmetlerinde hizmet üreten tüm meslek gruplarını işçi kabul etmiştir.

Sağlık İş tarafından 1.1.1974’den geçerli olmak üzere bağıtlanan sözleşmenin uygulanması için sendika tarafından direnişe kadar varan (6.12.1974’te bir saatlik) mücadele programı uygulanmıştır.

Üye sayısı 31.7.1971’de 17.134 ; 31.12.1974’de 26.371 ; 31.12.1981’de 12.800 ; 31.12.1995’te 15.795’ti.11 Sağlık-İş sendikasının 27 şubesi ve Sağlık İş adlı süreli yayına organı bulunmaktadır. Sendikanın örgütlü bulunduğu başlıca işyerleri, SSK’ya bağlı işyerleri, Sağlık Bakanlığı Sıtma Savaşı Daire Başkanlığına bağlı işyerleri, Veremle Savaş Dernekleri, bazı belediyelere bağlı sağlık işleri müdürlükleridir. Sendikanın 1980’lere gelene değin, en sancılı sözleşmeleri SSK Genel Müdürlüğü ile bağıtlananlardı. 1980-83 döneminde ise, Sağlık-İş’in süresi gelen toplu iş sözleşmeleri diğer sözleşmeler gibi YHK’da karara bağlandı. Bu dönem,kısıtlı sendikal haklar ve buna bağlı sorunlar çerçevesinde Sağlık-İş için de zorlu geçmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa eklenen maddelerle, kamu kuruluşlarında işçi çalıştırılmasına son verilmesine çalışılmıştır. Yaklaşık 500 bin işçinin memurlaştırılması sonucunu doğuracak bu tasarı, son anda Danışma Meclisine gönderilmemiş ve yasalaşamamıştır.

Tüm Has-İş Sendikası Ocak 1987’de %10 ‘luk işkolu barajını aşmıştır. 1988’de de Hak İş’e bağlı Öz Sağlık İş kurulmuştur.

Adana Bölge Çalışma Müdürlüğünün kayıtlarında Türkiye Eczahane, Ecza Deposu ve Laborutvar İşçileri Sendikasının (TEDLİS) kuruluşu 1.8.1960 ve üye sayısı 180 olarak gösterilmektedir. Kayseri şubesinin 25.12.1959 tarihinde 29 üyesi bulunmaktaydı.

Öte yandan, bir grup işçi, 24.12.1973’te Birleşmiş Sağlık İşçileri Sendikası adıyla, kendi deyimleriyle “amatörce” bir mücadele başlatmışlar; 1974 yılında ise “Devrimci Sağlık İş” adını almışlardır. Daha çok özel hastanelerde örgütlenen Sendika, 1975-1976’da üniversite hastanelerinde de direnişler örgütlemiştir. 21.11.1976 tarihinde Has-İş’e katılarak DİSK üyesi olabilmişti. 9.4.1978 tarihinde ise sendika adını yeniden Devrimci Sağlık İş olarak değiştirmiştir. 12 Eylül 1980’e gelindiğinde üye sayısı 5.000 ve şube sayısı 11’e ulaşıyordu. 12

28-29.3.1992 tarihinde 3.Olağan Genel Kurulunu yapan Sendika, 1980 sonrası ilk örgütlenmesi çalışmasını Yaşam Hastanesinde gerçekleştirmiştir. Aralık 1993 sonunda Florance Nightingale hastanesinde başlayan ve 3-5 ay soren direniş, sağlık işkolunda, son yılların en önemli sendikal olaylarından sayılabilir.

3.DÖNEM :

MESLEK ÖRGÜTLERİ DÖNEMİ

1950’li yıllar aynı zamanda meslek örgütlerinin kuruluş yıllarıdır. Aslında 27.3.1929 tarihli yasa ile kurulan Bölge Etibba Odaları hekimlik mesleğinin ilk mesleksel örgütleridir. Ancak bu örgütler, merkezi bir yapıdan yoksundular ve bağımsız bölge örgütleri durumundaydılar. ayrıca diğer meslek grupları için, “meslek odası” tipi bir örgütlenme de sözkonusu değildi. Diğer sağlık mesleklerinde çalışanlar için ise dernek kurma yolları açıktı. Meslek örgütleri, özellikle, 1965-71, 1974-80 dönemlerinde ve 1987 ile başlayan dönemde önemli işlevler üstlenmişler ve sendikalara analık görevi yapmışlardır. Kamu sendikalarını kuran ve yürüten kadrolar, meslek odalarında doğmuş ve yetişmişlerdir.

1953 yılında 6023 sayılı yasayla Türk Tabipleri Birliği (TTB); 1956’da 6643 sayılı yasayla Türk Eczacılar Birliği; 6343 sayılı yasayla Türk Veteriner Hekimleri Birliği kurulmuştur. İlk başta TTB içinde yeralan dişhekimleri, 1985 yılında çıkarılan 3224 sayılı yasa ile kendi birliklerini kurmuşlardır.

1960’dan sonra giderek etkinliği artan TTB, 1979 yılında yaptığı Kongre’de, görevlerini şöyle sıralıyordu: Demokratik haklar ve özgürlükler, halk sağlığı, hekim hakları ve yararları, tıp eğitimi, sağlık hizmetleri denetimi.13

1983 yılında çıkarılan 65 ve 83 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK), TTB Merkez Konseyi’nin çalışma yeri İstanbul’dan Ankara alınmış ve bu göreve seçilenlerin Ankara’da oturma zorunluluğu getirilmiştir. 65 sayılı kararname ile birlikte odaların gözetim idari ve mali denetimi de Sağlık Bakanlığına verilmiştir.

Kısa sürede kendisini toplarlayan TTB, bir yandan hekimlerin özlük haklarını ve meslek ahlak kurallarını korurken; öte yandan da toplumun sağlık düzeyinin yükseltilmesi ve halk sağlığının korunması için uğraş vermiştir. Yaşama doğrudan müdahale anlamı taşıyan üretici etkinlikleriyle, insan haklarına aykırı uygulamalara karşı aldığı somut tavır ve sonuçlarla, yepyeni bir toplum örgütü modeli ortaya çıkmıştır.

Türk Eczacılar Birliği, Türk Tabipleri Birliği, Türk Dişhekimleri Birliği ve Türk Veterinerler Birliği 1988 yılı Kasım ayında imzaladıkları bir protokolla “Sağlık Meslek Birlikleri Danışma Kurulu”nu oluşturmuşlardır. Sağlık meslek birliklerinin dayanışmasını ve birlikte hareket etmesini dileyen bu hareket, 25-26 Şubat 1989’da Ankara’da, “sağlık mesleklerinde çalışanların özlük haklarını ağırlıkla işleyen”, 1.Sağlık Kurultayını; 2-3 Haziran 1990’da “insan haklarını ağırlıkla inceleyen” 2.Sağlık Kurultayını düzenlemiştir. 1993’te Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği(TMMOB) ile Türkiye Barolar Birliğini içine alan Kurul, “Meslek Birlikleri Danışma Kurulu” adını almış olup; şu anda atıl durumdadır.

4.DÖNEM (1965-1971):

MEMUR SENDİKALARI

624 sayılı yasanın 17.6.1965’te yürürlüğe girmesiyle başlayan dönem, 12 Mart 1971 darbesiyle son buldu. Kamu çalışanları bu dönemde ilk sendikalaşma deneyimlerini yaşadılar. Darbeyle kapatılan sendikaların sayısı 600’e yakındır. Toplam üye sayısı 200.000’ı bulmuştur. Kamu çalışanı sayısı ise 500.000 dolaylarındadır. Demekki önemli oranda üyelik sözkonusu olmuş ve örgütlenme gittikçe güçlenmiştir. Kamu çalışanları tarihinin ilk eylemleri, boykot ve direnişler ve birleşme çabaları yine bu dönemin sonuna doğru görülmektedir. Sağlık işkolunda, “Sağlık Hizmetleri Güçbirliği” adı altında gerçekleştirilen birliktelik geçici de olsa önemlidir.

Sağlık işkolunda kurulu sendikalar, TTB’nin “Türk Sağlık Hizmetleri Güçbirliği” adı altında kurdukları birliktelik, 657 sayılı yasa ile getirilen hak kayıplarına karşı ciddi bir mücadele örneği vermiş ve yapılacak eylemler şöyle sıralanmıştır:

    1.Acil vak’a dışında hasta bakmamak (Boykot),
    2.Bir hastanın muayenesine yeterli süreyi kabul ederek hasta muayene adedini azaltmak,
    3.Haklar elde edilmediğinde görevi bırakmak.

“Hastaya yeterli süre ayırma” isteğinin, “beyaz eylemler” olarak nitelenen 1988-90 yılı hekim hareketliliği içinde, 20 yıl aradan sonra yeniden dile getirilmesi dikkat çekicidir.

“Türk Sağlık Hizmetleri Güçbirliği”ne Türk Tabipleri Birliği, Türkiye Hekimler ve Eczacılar Sendikası, Sosyal Sigortalar Kurumu Hekim ve Eczacıları Sendikası, Türkiye Hekim Sendikaları Federasyonu, Türkiye Sağlık Memurları Sendikası, Türkiye Hemşireler Sendikası, Türkiye Ebeler Sendikası, Sosyal Sigortalar Kurumu hemşire, Laborant ve Sağlık Memuru Sendikası katılmışve eylemlere Türk Veteriner Hekimler Sendikası ile Türk Eczacılar Sendikası destek vereceklerini belirtmişlerdir.

Yukarıdaki eylem programı doğrultusunda 6-7 Ocak 1971’de Ankara ve İstanbul’da belirlenen 20 hastanede “İhtar Direnişi” gerçekleştirilmiş ve katılım % 100 olmuştur. 14

1971’e gelindiğinde, sağlık işkolunda kurulu sendikaların hemen hepsinin de yayın organları vardı. Kendi aralarında ortak çalışmalar yapıyordı. Sağlık Memurları Sendikası, bir apartman dairesini mülk edinmişti ve 1971’deki üye sayısı 4.500’dür. Bu sendikalar, 624 sayılı yasanın, sendikal haklar açısından geri bir yasa olduğunun bilincindeydiler. Güçbirliği içinde önemli adımlar atılmış; “konfederasyonlaşma” gerçekleşmişti.

Kamu çalışanları örgütlerinde 1971’e doğru yaşanan birlikte davranış ve ortak eylem düşüncesi, 1994 sonrası kadar olmasa da yaşam koşullarının zorunlu kılması ile ortaya çıkan bir birlikteliktir ve darbenin olmaması koşulunda, sendikalaşmanın güçleneceğinin belirtisi olarak değerlendirilmelidir.

624 sayılı Devlet Personeli Sendikaları Yasası, gerçekte, sendikal hakları koruyucu ve geliştirici bir yasa değildir. Ancak öndentilerin kaynaktan kesilmesini sağlaması, sendika yöneticilerinin muhatap olarak kabul edilmesi, kurulan sendikaların yaşamasını ve gelişmesini sağlamıştır.

Kurulan sendikalar, çoğunlukla, meslek sendikasıdır. İşkolunu kapsamaya yönelik kurulan sendikalar gelişememiştir. Buna karşın federasyon ve konfederasyonlarda birleşilmiştir.

624 sayılı yasa ile kurulan sağlık işkolu kamu çalışanları sendika, federasyon ve konfederasyonları ile kuruluş tarihleri şöyledir:

A- SENDİKALAR

  • Türkiye Sağlık Personelleri Sendikası (17.71965)
  • Sosyal Sigortalar Personeli Sendikası (22.7.1965)
  • Türkiye Sıtma Eradikasyonu Personeli Sendikası (5.8.1965)
  • Türkiye Sağlık Memurları Sendikası (6.8.1965)
  • Sosyal Sigortalar Kurumu Hekim ve Eczacılar Sendikası (9.9.1965)
  • Türkiye Hekimler ve Eczacılar Sendikası (17.9.1965)
  • Diyarbakır Sağlık Memurları Meslek Birliği (27.9.1965)
  • Sağlık Müesseseleri Memurları Sendikası (6.10.1965)
  • İstanbul Memur Hekimler Sendikası (11.10.1965)
  • Diyarbakır Sağlık Personeli Sendikası (14.5.1965)
  • Samsun Sosyal Sigortalar Kurumu Mensupları Sendikası (26.10.1965)
  • Türkiye Hemşireler Sendikası
  • Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Merkez ve Taşra Teşkilatı Memur ve Hizmetlileri Sendikası (2.11.1965)
  • Türkiye Hayvan Sağlığı Memurları Sendikası (3.11.1965)
  • Türkiye Sosyal Sigortalar Kurumu Hemşire, Ebe, Sağlık Memuru ve Laborantları Sendikası (3.11.1965)
  • İstanbul Florance Nightingale Yüksek Hemşire Okulu Öğretim Üyeleri ve Yardımcıları Sendikası (25.11.1965)
  • Türkiye Hemşire, Ebe ve Sağlık Memurları Sendikası (25.11.1965)
  • Türkiye Veteriner Hekimler Sendikası (24.12.1965)
  • Ege Bölgesi Memur Hekimler Sendikası (14.2.1966)
  • Türkiye Tıbbi Teknologlar Sendikası (21.2.1966)
  • Devlet Sağlık Örgütleri Öğretim, Eğitim ve İdari Hizmetleri Sendikası (28.3.1966)
  • Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Memur, Hemşire, Laboratuvar Teknisyeni ve Diğer Mensupları Sendikası (30.5.1966)
  • Türkiye Sağlık Kurumları Personeli Sendikası (2.11.1966)
  • Türkiye Ebeler Sendikası (6.6.1967)
  • Türkiye Sağlık Tesisleri Personeli Sendikası (6.3.1968)
  • Türkiye Sağlık Personeli Sendikası (5.3.1968)
  • Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Asistanları Sendikası (25.6.1968)
  • Devrimci Sağlık Personeli Sendikası (3.10.1968)

B- FEDERASYONLAR

  • Çalışma Bakanlığı ile Sosyal Sigortalar ve İş ve İşçi Bulma Kurumları Personel Sendikaları Federasyonu (3.7.1966)
  • Türk Personel Sendikaları Federasyonu (26.6.1967)
  • Türkiye Memur Hekim Sendikaları Federasyonu (9.11.1967)

C- KONFEDERASYONLAR

  • Türkiye Kamu Personeli Sendikaları Konfederasyonu (16.7.1968)
  • Türkiye İktisadi Devlet Teşekkül ve Teşebbüsleri Personel Sendikaları Konfederasyonu (24.4.1968)
  • Türkiye İktisadi Devlet Teşekkülleri ve Teşebbüsleri Personel Sendikaları Konfederasyonu (24.4.1968)

5.DÖNEM (1987 ve SONRASI):

KAMU ÇALIŞANLARI SENDİKALARI

12 Eylül sonrasında çok daha zor koşulların varlığı, dünya çapında özelleştirme politikalarının öne çıkması, Türkiye toplumunun çürütülmesi, uzun bir süre örgütlenmeyi engellemiş; kurulu dernekleri hiç kıpırdıyamaz duruma düşürmüştür. 1987 yılında akademik düzeyde başlayan tartışma15, kamu çalışanları arasında yankı bulmuş ve örgütlemenin bir başka süresi, bir başka anlayışla başlatılmıştır. Anayasanın 90.maddesi ile Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşmelerden çıkılarak başlanan sendikalaşma süreci, fiili sendikacılığın belki de Türkiye tarihinde ilk örneğini oluşturmuş ve başarıya ulaşmıştır.

Bu dönemde bütün eylemler ve çalışmalar açıklık ilkesine uygun olarak, hiçbir şey gizlenmeden yapılmış ve valiliklere yazılı başvurularda bulunulmuştur. Bu tavra uygun olarak yoğun bir hukuki mücadele de, fiili mücadele ile atbaşı götürülmüştür. Kısa sürede uluslararası bağlantılar kurulmuş ve mücadelede destek alınmıştır.

Sağlık işkolunda da genele bağlı süreç yaşanmış ve 1987 ile başlayan süreç 1990’da sendikalaşma ile sonuçlanmıştır. Eylemler sendikalaşmadan önce başlamış ve örgütlenmeşi güçlendirmiştir. Ancak parçalı sendikal yapının ortaya çıkması bir zaaf olarak güçleri bölmüştür. Bu parçalı görünümü oluşturan sendikalar ve kuruluş tarihleri şöyledir:

  • Sağlık-Sen (26.10.1990)
  • Tüm Sağlık-Sen (11.1.1991)
  • Genel Sağlık-İş (19.2.1991)
  • Sosyal Hizmet Sen (19.10.1992).

1990 yılı yaz ayları, diğer işkolları ile birlikte sağlık işkolunda eylemlerin başlangıcıdır. Sendikalaşma ve eylemler birlikte büyümüş ve çok çeşitli eylem biçimleri ile sınıf hareketine önemli katkılar yapılmıştır. Yol kesmeler, yemek boykotları, alkışlı yürüyüşler, protesto telgrafları, telefon kilitlemeleri, Ankara’ya yürüyüşler, mitingler.

1990 yılı aynı zamanda kamu çalışanları sendikalarının ilk birlik yaratma çabalarının meyvelerini verdiği yıldır. Kamu Çalışanları Sendikaları Platformu (KÇSP) 24.2.1990’da kurulmuştur. Sağlık işkolunda, Tüm Sağlık Sen bu örgütlenmenin içindedir. Sonraki yıllarda, Genel Sağlık İş, Eşgüdüm Sendikaları Kurulunda yeralacaktır. Aynı zamanda bu yıl, ilk iş bırakmaların gerçekleştiği yıldır. 15 Temmuz 1991’de sağlık işkolundaki başarılı bir iş bırakma diğer işkolları ile birlikte gerçekleşmiştir; bundan sonraki bir çok iş bırakma, yürüyüş ve işgallerde bu birliktelik sürmüştür.

Artık hem hukuksal, hem fiili mücadele içiçe geçmiş ve uluslararası ilişkiler kurulmuştur. Hükümetin sendikal hareketi engelleme amacıyla çıkardığı genelgeler iptal ettirilmiş; tüm yasakalamalar karşın sendikal harekete hassas bir işkolu olan sağlık işkolunda güçlü bir mücadele örneği vermiştir. İş bırakmalarda, acil, çocuk poliklinikleri ve klinik hizmetleri aksatılmamış; ama yine de eylemler yankı bulmuştur.

1993’ten başlayarak, işkolunda birlik istekleri seslendirilmeye başlanmıştır. 1994 yılında tüm işkollarında olduğu gibi sağlık işkolunda da birlik çabaları yoğunlaştırılmış; eylemlerde ve işyeri çalışmalarında birlik gerçekleşmeye başlamıştır. Bu yıl aynı zamanda kamu sendikacılığının durağanlaşma dönemidir. Ancak eylemler sürmüştür ve mücadele devam etmektedir.

Sağlık işkolunda kurulu tüm işçi ve kamu çalışanları sendikaları, dernek ve meslek örgütlerinin “Sağlıkta Reform” adı altında çıkarılmak istenen özelleştirme yasalarına karşı, özellikle Sağlık Bakanlığı’nın 12-16 Nisan 1993 tarihlerinde düzenlediği II.Sağlık Kongresi sırasında aldıkları ortak tavır ve sonuçta hükümetin gerilemesi önemli bir işbirliği deneyimi olarak örgütsel mücadele tarihinde yerini almıştır.

21.8.1994’te ilk birlik görüşmesi, Genel Sağlık-İş, Tüm Sağlık Sen ve Sağlık Sen arasında yapılmıştır. Bu tarihten sonra olumlu ve olumsuz gelişmeler birbirini izlemiştir. Ancak en önemli gelişme, 11.3.1995’te sosyal hizmetlere örgütlü Sosyal Hizmet Sen Başkanlar Kurulu’nun, kendini sağlık işkolu içinde yeraldığını belirlemesi ile başlamıştır. Buna bağlı olarak 30.9.1995 tarihinde Sosyal Hizmet Sen birlik çağrısı yapmıştır. Süreci 27-28 Temmuz 1996 günlerinde dört sendikadan seçilen delegelerin yeni sendikanın Merkez Yönetim Kurulu’nu seçmesi ile tamamlanmış ve işkolunun adı “sağlık ve sosyal hizmet” olarak belirlenmiş böylece kapsamı da genişlemiştir.

Parçalı yapının birleşmesi sancılı olmuş, birleşme sonucu ortaya çıkan Sendika, güçlerin basit toplamı kadar bir güce ilk planda erişememiştir. Ancak yaşamın dayatması ile ortaya çıkan yeni Sendikanın, hem mali, hem insangücü açısından daha güçlü olduğu için dört sendikanın toplam gücünden daha büyük bir güce kısa sürede kavuşması çok zor olmayacağı anlaşılmaktadır.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), 70.000 dolaylarındaki üyesi ile Konfederasyonun en güçlü ikinci sendikası durumundadır ve sarsıntılı birleşmenin sıkıntılarını gün geçtikçe atmaktadır.

____________________

1Sağlık-İş Sendikasınca bu çalışmamız için hazırlanan özel bilgi notu.

2Tıbbiyeliler Bayramı, Tıp Talebe Cemiyeti Neşriyatı, 12 Mayıs 1934

3Aktaran: Fişek, Nusret H.: Halk Sağlığına Giriş, Hacettepe Üniversitesi Yayını Ankara 1983.

4Türk Veteriner Hekimler Dergisi Kasım Aralık 1964 Cilt.34 s.487

5Türk Baytarlar Mecmuası (…..) Sayı 14 s.176

6Koç Yıldırım : Türkiye İşçi Sınıfı Tarihinden Yapraklar, Dernekler Sandıklar s.110

7Bu rakkamlar Dernek Merkezinden alınmıştır.

8Petrol-İş 1988 , Türkiye’de Örgütsüzleştirme “Demokrasi” s.163

9Kişisel İletişim (1996): Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Savaş Benli.

10Sülker Kemal: Türkiye Sendikacılık Tarihi s.54

11Sağlık-İş Sendikasınca bu çalışmamız için hazırlanan özel bilgi notu.

12Bu bilgiler Devrimci Sağlık İş merkezinden alınmıştır.

13Türkiye Ansiklopedisi Cilt 6 s.1586

14Türkiye Sağlık Memurları Sendikası Dergisi Ocak 1971.

15Prof.Dr.Alpaslan Işıklı ile Prof.Dr.Mesut Gülmez’in yürüttükleri tartışma ve yayınlar.