Cinselliğin Ticarileşmesi: Küresel Sömürünün Yeni Boyutu

Umur Aşkın

21. yüzyılla birlikte insanoğlu, küreselleşme olarak da adlandırılan süreçle birlikte sosyal ilişkilerin; ekonomik, politik, kültürel ve ideolojik (zaman- uzamsal) boyutunda tahmin edemeyeceği büyük değişimlerle karşı karşıya kaldı. Sosyal ilişkiler arasındaki bu hızlı değişim, devletin gerek yerel gerekse küresel olarak ekonomide aktör olarak oynadığı birincil rolün etkinliğinin azalttı. Piyasanın küresel güçler tarafından yeniden yapılandırılması; tüketimin ve yaşam tarzı düşüncesinin toplumla bütünleşmenin yolu olarak kullanılmasına yol açtı. Bu noktadan baktığımızda, üretim sürecinin sadece meta üretimi ile ilişkili bir süreç olmaktan daha çok, sürekli olarak yeni tüketici ihtiyaçları yaratmayı sağlaması gerekmektedir. Üretim; şeylerin, biçimlerin ve tüketim ihtiyacının küreselleştirilmesi anlamına gelmektedir. Tüketim; yeni üretim süreci için ihtiyaç yaratarak, piyasanın küreselleşmesine ve tüketici davranışlarının değişmesine aracılık etmektedir. Piyasa, temel işlevini, çeşitli ürünleri ve tüketim mallarını tüketiciler için uygun hale getirecek stratejileri ortaya koyarak göstermektedir. Yaşadığımız tüketim toplumunda; bireyciliğin öncelikli olması ve bireylerin sınırsız tüketim peşinde koşarak haz alma ve aldıkları hazzı süreklileştirme istekleri; piyasanın, cinsel hizmetleri de kapsayan servislerin satımını, yaygınlaştırılmasını, çeşitlendirilmesini ve sermayenin isteklerine göre uygun hale getirmesini kolaylaştırmaktadır. Seks sektörü, – piyasanın çeşitli sosyal sınıfları ve farklı tercihleri hedefleyen ürün çeşitliliğinin varlığı ile birlikte müşterilerinin değişen dünyevi zevklerine uygun çözümleri ürettiği sürece; küreselleşen dünyamızda, küresel sermayenin krize girmemek ve girdiği krizi aşmak için geliştirdiği önemli bir yol olarak kalmaya adaydır.

Kadın fahişeliği, kadın kaçakçılığı, yoksulluk ve ülkelerin ekonomik politikaları konu ile doğrudan ilintili kavram ve olgulardır. Malların ve hizmetlerin değişimini temel alan küresel dünya ekonomisi için hayal bile edilemeyecek birçok şey, tüketimin potansiyel nesneleri olmaktadır. Kadın ve çocuk bedenleri ve bu bedenlerin metalaşmasına bağlı geliştirilmiş olan yeni ürün türevleri, uzunca bir süredir küresel seks piyasasında yerlerini almaktadır. Fahişelik, cinsel sömürü amaçlı insan kaçakçılığı, pornografi, cinsel içerikli telefon görüşmeleri, eskort kızlar, evlilik ofisleri, genel evlerden ve benzeri etkinliklerden oluşan küresel seks piyasasının hacmi birçok ülkenin gayri safi milli hâsılasının çok üzerindedir. Burada gözden kaçırılmaması gereken önemli nokta, fahişeliğin gün geçtikçe “seks işçiliği” görünümü ile “sosyal hizmet”e yönelik bir yapıya büründürülmesidir. Bu da, kadınların ve çocukların; küresel güçler tarafından, sömürülenler sınıfı içine daha çok dahil edilmelerini ve pazarlanabilir metalar haline gelmelerini daha da kolaylaştırmaktadır. Fahişeliğin bir “seks işi” olarak algılanması, aynı zamanda, bu işçileri istihdam eden ve edecek olan girişimcilerin varlığının da hem yasallaşmasına hem de ahlaki normların dışında bulunmamalarına yönelik politikaların temel hedefidir. Bu düşüncenin altında, uluslararası seks ticaretinin hedeflediği yoksul kadınları yoksulluğa iten serbest piyasanın yol açtığı eşitsizliklere ve yetersizliklere çare olarak, “cinsel hizmetlerin” görülmesi yatmaktadır. Fahişelik, “yoksullar için seçenek” olarak normal bir etkinlik statüsüne büründürülmekte; insan kaçakçılığı “cinsel iş için isteğe bağlı göç” ile konumlandırılmakta ve yeni liberal yaklaşım çerçevesinde kadınlar ve çocuklar ekonomi için “mal” olmaktadır. Gerek bu alandaki turizm sektörünün gelişimi gerekse kurumsallaşmış uluslararası ticari iş ilişkileri ve gerekse bu alandaki emek ihracı ile artan sayıdaki fahişe ile birlikte; seks sanayinin ülkeler için önemli bir döviz kazanç kaynağı olduğu belirtilmektedir. Seks sanayinin genelde yasadışı yollarla gerçekleştiriliyor olması nedeniyle ne kadarlık bir gelir yarattığının tespiti oldukça zor görünmekle birlikte, kadın ve çocukların ticari mal olarak kullanımını diğer yasal olmayan ticari faaliyetlere göre daha az riskli ve daha çok kar getirici özelliği bulunmaktadır. Bu yüzden organize suç örgütleri tarafından daha çok kullanılmaktadır. Bazı kaynaklara göre tüm seks sanayinin yıllık getirisi 57 milyar $ olduğu söylenmektedir.Bir başka kaynak ise bu rakamın uluslar arası düzeyde yaklaşık 72 milyar $ olduğunu söylemektedir. Kadın ve çocukların, seks sanayinin satış ürünleri olarak kullanılmasının yıllık değerini yaklaşık 7 trilyon $ olduğu söylenmektedir.. ILO’ya göre Güneydoğu Asya ülkelerinin seks sanayinden sağladıkları yıllık kazançlar, ülkelerin GSMH’sının yüzde 2’si ile yüzde 14’ü arasında değişmektedir. Bu oran Endenozya’da yüzde 0.8 ile yüzde 2.4 arasında iken, Tayland’da yüzde 10 ile yüzde 14 (22,5 milyar $ ile 27 milyar $) arasında değişmektedir.

1998 yılında Birleşmiş Milletler’in (BM) ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) ortak çalışmasında, seks sanayinin yasallaşmasının ekonomik sorunlara bir çözüm ve hatta bunun kalkınma için bir yol olabileceği ifade edilmektedir. Fahişeliğin ve dolaylı olarak da diğer seks sektöründe kullanılan şeylerin ve metaların gerek de juro gerekse de fakto yasallaşması; erkek tüketicilerin cinsel eğlence ve tüketim için kadınlara ve çocuklara olan taleplerini artıracaktır. Erkek tüketicilerin bu talebi, daha fazla kadının ve çocuğun –şiddet, hile, ya da yoksulluklarının ve işsizliklerinin sömürülmesi aracılığıyla- seks sanayinde kullanımını da beraberinde getirecektir. BM verilerine göre her yıl bir milyondan fazla kadın ve çocuk modern çağın köleliği olarak da adlandırılan cinsel sömürü amaçlı insan ticaretinin kurbanı olmaktadır.

Özellikle çevre ülkelerde küreselleşme sonucunda ortaya çıkan ve derinleşen yapısal işsizlik, ücret düşüşleri ve eşitsizlikler kaçınılmaz olarak makroekonomik politikalar ve sosyal kalkınma ve toplumsal cinsiyet eşitliği arasındaki bağın kopmasına yol açmıştır. Bireylerin toplumun ve toplumsal yaşamın dışına çıkmasına neden olan bu durum, kadın ve çocuklar için daha kötü sosyal ve ekonomik şartları ortaya çıkarmıştır. Şartların daha da ağırlaşması ve çözüm yollarının sınırlılığı kadın ve çocukları “sürüden ayrılan koyunların” durumuna düşürerek küresel sermayenin (kurdun) avı olmalarına yol açmıştır. Her yıl yaklaşık 4 milyon kadın ve genç kızın ve 1 milyon çocuğun küresel seks sanayine girdiği ifade edilmekte, genç kızların seks kölesi olarak satılmasından yaklaşık 6 milyar $ kazanç sağlanmakta ve yaklaşık 200 milyon insanın cinsel ya da ekonomik köle olarak yaşamaya zorlandığı belirtilmektedir. Filipinli kadınların uluslararası seks ticaretinde 3000 ile 5000 $ arası satıldığı, kadın ticaretinde Asya ve Doğu Avrupa ülkelerinin kadınlarının yoksulluktan kurtulma ve kendi ülkelerindeki sosyal güvenlik ağlarının aşınması nedeniyle daha çok kullanıldığı bilinmektedir.

İnsan ticaretinin ve buna bağlı olarak gelişen küresel seks ticaretinin boyutlarının daha iyi anlaşılması için örnekleri çoğaltmak mümkündür. Fakat, buradaki önemli nokta; küreselleşmenin servet, istihdam ve nüfus üzerindeki karmaşık, olumsuz etkilerinin yoksul ülkeler üzerinde yaratmış olduğu yeni ekonomik sömürgecilik sonucunda, kadın ve çocuklar alınıp satılan ve tüketilen metalar haline gelmiştir. Seks sanayinin büyümesinde ve gelişmesinde fahişeliği ve pornografiyi de juro olarak yasallaştırmaya yönelik uygulanan serbestleşme ve erkeklerin, kadınları ve çocukları suiistimal ve sömürüsüne yönelik gösterilen geniş çaplı hoşgörünün de fakto yasallaştırılması yatmaktadır.