Salgın Koşullarında Market İşçilerinin Sağlığı ve Güvenliği: Karşılaştırmalı Bir Çalışma

Giriş

Covid-19 pandemisi sürecinde çalışmaya devam eden birkaç sektör çalışanı içerisinde market işçileri de yer alıyor. Market işçileri diğer sektörlerden farklı olarak hem birbirleri ile hem de markete gelen müşterilerle fiziki temasın yoğun olduğu/olabileceği ortamlarda çalışıyorlar.  Bu tür bir çalışma ortamı farklı sorunların yaşanma olasılığını da artırıyor. Market işçilerinin Covid-19 ile enfekte olması, sadece kendisi için değil, çalışma arkadaşları, ailesi ve markete gelen tüm müşteriler için riskler yaratır. Buradan hareketle, market işyerlerinde çalışanlara yönelik alınacak önlemlerin bireysel değil, aslında toplumsal bir nitelik taşıdığını söyleyebiliriz.

Bu çalışma Covid 19 sürecinde market işçilerinin çalışma koşulları ve işyerlerinde işçilerin sağlığını korumaya yönelik alınan önlemleri konu edinmektedir. Türkiye’de pandemiye ilişkin tartışmalarda temel/yaşamsal işleri yapan işçilerin sağlık ve güvenliğine yeterince önem verilmediği görülmektedir. Bunun bir yansıması olarak Türkiye’de market işçilerinin işçi sağlığı güvenliğini odağına koyan bir çalışma da bulunmamaktadır. Esasında benzer bir eğilimin dünyada da söz konusu olduğu söylenebilir. Bu alanda az sayıda çalışma vardır. Bunlardan biri de İrlanda’nın Mandate sendikasının araştırmasıdır[i]. Bu çalışmada Mandate sendikası tarafından gerçekleştirilen anketten yararlanılarak Türkiye’deki market işçilerini korumaya yönelik alınan sağlık güvenlik önlemleri ile taleplerinin analizinin yapılması amaçlanmaktadır. Bu amaçla öncelikle çalışmanın yöntemi hakkında kısa bir bilgi verildikten sonra bulguların analizi yapılacaktır.

Yöntem

Verilerin derlenmesinde 6 soruluk kapılı uçlu anket formu ve derinlemesine mülakat tekniklerinden yararlandım. Anket soruları Mandate Sendikasının İrlanda’da market çalışanlarına uyguladığı anketin Türkçeleştirilmiş halidir. Böylece, marketlerdeki çalışma koşulları ve alınan önlemlere ilişkin, ülkeler arası karşılaştırmaya uygun bir veri derlenmesi amaçladım.

Anket formunu online bir platform üzerinde hazırlandım. Öncelikle tespit edilen market işçileriyle yüz yüze görüşmeler yaptım, daha sonra bu görüşmelerden çalışanlardan elde edilen e-posta ve telefon gibi iletişim kanalarından kendilerine on-line anket formu gönderdim. Bununla birlikte, sosyal medya hesapları kullandım. Kimi zincir marketlerin hem firma düzeyinde hem de farklı firma çalışanlarının bir araya gelerek kurdukları ve deneyimlerini paylaştıkları Facebook grup sayfalarına kayıt olup, anketleri bu gruplardan market çalışanlarıyla paylaştım.  25 Nisan – 7 Mayıs tarihleri arasında bu şekilde toplam 205 market çalışanına ulaştım. Ayrıca 10 market işçisi ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirdim.

 

Bulgular

  1. İşyerlerinde koruma önlemlerine ilişkin önlemler yaygın bir şekilde ihlal ediliyor

 Pandemide en önemli tehlikenin çalışanların enfekte olması olduğunu ifade edebiliriz. Burada kritik olan ise marketlerde alınması gereken önlemlerin sadece çalışanlara değil, müşterilere de yönelik olmasıdır. İşyerinde alınan önlemlerin düzeyi Mandate verileri ile kıyaslaması aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Grafikten Türkiye’deki market işçilerine yönelik alınan önlemlerin İrlandalı market işçilerine kıyasla daha kötü olduğu açıkça görülmektedir. İrlandalı market işçilerinin yaklaşık yüzde 83’ü alınan önlemlerin iyi ve üstü düzeyde olduğunu düşünürken, Türkiye’de ise tam tersi bir durum söz konusu ve ankete katılan market çalışanlarının yaklaşık %80’i alınan önlemlerin yetersiz olduğunu düşünmektedir.

Anket verileri, başta sosyal mesafe ve kalabalık kontrolü olmak üzere pandemiyle mücadelede ve işçi sağlığı alanında pek çok önlemin yaygın bir şekilde ihlal edildiğini göstermektedir. Aşağıdaki Grafik-2’de sorunun sadece Türkiye’de değil, İrlanda’da da market işçileri tarafından en çok dile getirilen sorun alanı olduğu görülmektedir.

Her iki ülkede de market içinde alınması gereken diğer önlem ve işçilere verilmesi gereken koruyucu donanımlara dair verilerinde benzer oranlarda çıkması dikkat çekici. Maske, eldiven, gözlük, koruyucu kalkan ve siperlik gibi kişisel koruyucu donanım temini yetersizdir. Farklı olarak, Türkiye’de çalışanlara el dezenfektanının yeterli düzeyde dağıtıldığı görülüyor.

Doğrudan müşterilere yönelik alınması gereken önlemler arasında olan kullanılan arabaların ve sepetlerin yeterince sterileze edilmediği de dile getirilmiştir. Bu aslında virüsün müşteriler arasında yayılmasına doğrudan etki eden ve önemsenmesi ve önlem alınması gereken bir konu. Bu sorunun İrlandalı market işçileri tarafından daha çok dile getirildiği grafikte görülmektedir.

Gerekli önlemlerin alınması kuşkusuz sadece el dezenfektanının ve maskenin dağıtılması olarak görülmüyor. Örneğin koronavirüse dair bilgilerin yanı sıra işçi sağlığı ve güvenliğine yönelik özel Covid-19 eğitimlerinin verilmesi gerekli. Diğer yandan risk analizlerinin yapılmış olması da önemli kuşkusuz.

“Bizlere maske ve dezenfektan dağıttılar”

“Bize koruyucu olarak maske ve dezenfektan dağıttılar”

“Bize koruyucu olarak maske ve dezenfektan dağıttılar. Bu konuda her hangi bir eğitim verilmedi. Sadece telefonlarımıza bazı belgeler gönderdiler bakalım diye”

“Eğitim derseniz doğrudan salgınla ilgili bir eğitim verilmedi. Bizde Şok Akademi var, oradan bizlere bazı belgeler gönderiyorlar okuyalım diye. Okumaya vaktimiz mi kalıyor sanki”.

“Şirket gerekli önlemleri alıyor gibi ama çalışanlarda bir korku var”.

“Bana göre sağlık çalışanlarından daha fazla riskli çalışıyoruz. Onlar daha çok koruyucu elbise gibi şeyler kullanıyor.  Ancak bize sadece maske verdiler. Eldiven gereksiz diyorlar ve vermiyorlar. Biz gelen her ürünü elimizle temas ediyoruz. Özellikle kasada çalıştığınızda, kağıt ve bozuk paralardan ellerimiz kapkara oluyor; virüs ve mikrop taşıma olasılığı çok yüksek. Nasıl eldiven kullanmayalım. Eldiven vermedikleri için kendi paramızla alıp kullanıyoruz”

“Bize de hastane çalışanları gibi olamasa da, Çin’de görüyoruz market çalışanlarının giydiği kıyafet  gibi koruyucuları bize de onlardan versinler”

Aşağıdaki Grafikte Sosyal mesafe ve kalabalık denetiminin ihlal edildiğini ifade eden işçilerin çalıştığı işyerlerinde alınan önlem düzeyini göstermektedir.

Çapraz verilerine baktığımızda sosyal mesafe ve müşteri kalabalığı denetiminin önlemlerin yetersiz alındığı marketlerde ihlal edildiği görülmektedir.

Sosyal mesafe ve kalabalık denetiminin ihlal edildiğini ifade eden işçilerin yaklaşık  yüzde 88’i yetersiz önlem alınan işyerlerinde çalışmaktadır. Bu veriden hareketle önlemlerin yetersiz olduğu marketlerde market içi denetimin de gittikçe güçleştiğini ifade edebiliriz.

Market içerisinde sosyal mesafeye uyulmadığı yapılan mülakatlarda da dile getirilmiştir:

Maskesiz gelenleri uyarın deniyor; ama içeri almayın denmiyor.  Çok az personelle çalışıyoruz. Biz vardiyada 2 kişi çalışıyoruz. Mal geldiğinde bir kişi onlarla uğraşıyor, birini de kapıya koyamıyoruz ki.  Kimseyi takip edemiyoruz.

“Müşterilere mağazalarda kalma süresi konmalı. Bakıyoruz adam girmiş 45 dakikadır içerde hala maskesiz dolaşıyor. Mağazalara müşteri sınır getirildiğinde müşterilerden fırça yiyoruz.”

Banka ve postane gibi yerlerde sıraya girip bekleyen müşteri, markete gelince aynı sabrı ve saygıyı market çalışanına göstermiyor. Bir de fırça yiyoruz

Müşteriler bir de çok agresif. İçlerinde işini kaybedenler var. Bu iyice gerilimi arttırıyor. Bazı müşteriler ta burnumuzun dibine giriyor.  Zaten personel yetersiz bir de müşteriyi denetlemeye yetişemiyoruz”.

Ankette verilen yanıtlarda da görüldüğü gibi Covid-19 sürecinde market işyerinde çalışan  işçileri korumaya yönelik gerekli önlemler yeterince alınmamıştır. Özellikle market işyerlerinin bu süreçte açık kalması ve yoğun talebin varlığı satış hacimlerini arttırmış ve işçiler, işverenlerine büyük kar elde ettirmişlerdir. Fakat buna karşın, bu işçilere yönelik işçi sağlığı ve güvenliği önlemi olarak da ifade edebileceğimiz Covid-19’a karşı korunma önlemleri çok yetersiz kalmıştır. El dezenfektanı hariç kişisel koruyucu donanımların da yeterince sağlanmadığı tespit edilmiştir.

Diğer yandan, işyerindeki hastalığın yayılmasına engel olmak adına market içerisindekilerin bir birine fiziken uzak durma (sosyal mesafe) kuralının ise marketlerde en çok ihlal edilen kural olduğu tespit edilmiştir.

Market içerisinde sadece çalışanlara yönelik değil, müşterilere yönelik de gerekli özenin gösterilmeği ve müşterilerce kullanılan araba ve sepetlerin temizliği ve işyeri hijyeninin de yeterince sağlanmadığı ankete katılanların verdikleri yanıtlardan görülmüştür.

  1. İşçiler ağır risk altında çalışmalarına rağmen gelir artışı şöyle dursun, kısaltılmış çalışma süreleri nedeniyle, ücret kaybı yaşıyorlar.

Bazı firmaların Covid-19 sürecinde çalışanlarına prim, ikramiye vb. fazla ücret vermeye başladı. Bunun temel gerekçesi bu süreçte karşı karşıya oldukları riski az da olsa tazmin etmek. Örneğin Amazon Covid-19 pandemisi süresince depolarında çalışan işçilerin saatlik ücretlerine 2 Dolar[ii], Sainsbury’s ve  Tesco ise çalışanlarına yüzde 10 ek zam yaptı[iii].

Aşağıdaki grafikte de görüldüğü gibi,  İrlanda da koronavirüs riskinin hüküm sürdüğü koşularda çalışmalarının karşılığında prim ödemesi şeklinde ek ücret aldıklarını ifade eden market işçilerinin oranı yüzde 43 ve bu oran Türkiye verisinin yaklaşık 8,5 katı.

İrlanda’da işverenin ek ödeme dışındaki diğer katkıları ile birleştirildiğinde işçilere yönelik risk ödemesi yapıldığını ifade edenlerin oranı yaklaşık yüzde 86. Türkiye’de ise işçilerin sadece çok küçük bir kısmı (%5) riske karşı ek bir ücret aldığını ifade etmiştir. Buna karşın, yüzde 66 gibi yüksek bir oranda işçi ise hayatları pahasına çalışmak zorunda kaldıklarını bu süreçte kendilerine her hangi bir ödeme veya indirimin yapılmadığını belirtmişlerdir. Diğer bir ifade ile Covid-19 pandemi sürecinde çalışmalarına karşın işçilere risk primi gibi zamlı ücret ödenmemiştir.

Çalışma süresindeki azalmaya karşın tam ücret alanların oranı ise yalnızca %9,36’dır. Azaltılmış çalışma süresine karşın tam ücret aldıklarını ifade edenlerin yüzde 40’a yakını işyerlerinde alınan önlem düzeyini iyi ve çok iyi seviyede değerlendirmiştir. Buradan ücret düzeylerinde bir değişiklik olmayan, diğer bir ifade ile ücretlerini kesintisiz tam alan işçilerin çalışma koşullarının da daha iyi durumda olduğu görülmüştür.  Görüşme yaptığımız bir işçi aynı sorunu “Sokağa çıkma yasağı nedeniyle maaşlarımızda kesinti yaptılar” ifadeleri ile dile getirmiştir. Yani çalışanların bir kısmında ücret artışı bir yana, tüm riskleri alıp çalışmalarına rağmen kısaltılmış çalışma süreleri nedeniyle ücret kayıpları yaşamıştır.

Aşağıdaki grafikte hiçbir katkı almayan işçilerin işyerindeki önlem düzeyleri görülmektedir. % 85’i alınan önlemlerin zayıf ve kötü olduğunu ifade etmiştir.

Market işçilerinin yoğun iş yüküne karşın, yeterli koruma tedbirleri alınmadan çalıştırılması, mülakat yaptığım işçiler tarafından da sıklıkla dile getirilmiştir.

“Bu süreçte iş yükümüz çok arttı. Müşteriler kıtlık olacakmış gibi alış veriş yapıyorlar. Bizim mağaza küçük, biz müşteri azalır derken daha da arttı. Biz normal zamanlarda 5 kişi ile çalışıyorduk. Bu yoğunlukta yeni personel de almadılar”

Virüs sürecinde işin artmasıyla uğraşırken bir de evlere servis hizmeti başladı. Aynı personelle bir de evlere servis yapmak zorunda bırakıldık. Halbuki bu görev tanımımızda yok. Zaten 3 kişiyiz bir de evlere servis çıktı onu da götürünce mağazada işler hiç yetişmiyor”.

Personel yetişmediği için fazla mesai yaptırılıyor. Yıllık 270 saat değil, neredeyse 500 saat fazla mesai yapıyoruz. Diğer mağazalarda arkadaşlarım var; bazı mağazalarda 5 gün boyunca aynı kişilerin 11 saat full çalıştığını ve aç kapa yaptığını ilettiler”.

İşçiler bu süreçte yoğun çalıştırılıyor. Buna karşılık %50 civarında ücret artışı talep ediyorlar.

Grafikte de görüldüğü gibi Türkiye’deki işçilerin ek ücret beklentisi İrlandalı işçilerin beklentisinin iki katı düzeyindedir. Burada iki ülke arasındaki ücret düzeylerini de dikkate almak gerek.

  1. İşçilerin %16’sının çalıştığı işyerinde Covid 19’a yakalanmış bir işçi var.

Yoğun bir tempoda çalışan market işçilerinin virüsle enfekte olması, diğer bir ifade ile virüs nedeniyle hastalanması durumunda ücretlerinin güvence altında olması önemli. Bu süreçte en çok dillendirilen durum ise,  belli semptomları hisseden kişilerin en az 14 gün kendilerini karantinaya almalarına yönelik tavsiyedir. Buna karşın, tavsiye ile evinde kalan ya da hastanede Covid-19 teşhis ve tedavisi sonrası rapor alan işçilerin, işe gidememekten kaynaklı aylık gelirin düşmesini engelleyebilecek bir mekanizma var mı?

Aşağıdaki grafikte, işçilerin Covid-19 kaynaklı evde kalması ya da rapor alması durumunda ücretin tam ödenmesine dair güvenceye sahip olmadıkları görülmektedir. Yanıtlara göre Türkiye’de her 100 kişiden sadece 2’si bu güvenceye sahipken, İrlanda da buna evet diyenlerin oranı her 100 kişiden 25’i; diğer bir ifade ile her dört kişiden birisi ücret güvencesine sahip.

 

Ankete katılan market işçilerinin yaklaşık yüze 60’ı işverenlerinin hastalık ya da izolasyon durumunda ücret gelirlerini garanti edecek bir düzenleme yapmadığı yönünde yanıt verirken, bu oran İrlanda’da Türkiye’nin yaklaşık dörtte biri oranında, yüzde 16 civarındadır.

Çalışanların ek bir ücret güvencelerinin olmaması onları çalışmaya zorluyor. Görüşmeciler de bu yönde görüş bildirdiler.

Ben nasıl çalışayım bu halimle. Hem ‘hamileler ve kronik hastalığı olanlar çalışmasın’ deniyor hem beni işe çağırıyorlar. İş yasası gereği 32. Haftada ayrılacağım doğum iznime daha 1 ay var. Normalde başlamak istemiyorum. Ama işi de bırakamam, borçlarımız var. Ama başlarsam bana ve bebeğime bir şey olur diye çok korkuyorum”.

Mülakat yapmış olduğum işçiler, ayrıca asıl kaygılarının evdeki yaşlılar olduğunu ve zorunlu olarak çalıştığını dile getirdiler.

Kendimizden geçtik, arkadaşlar evdeki ailelerine bulaştırmaktan korkuyor. İş sıkıntısı olmasa burada neden bu salgında çalışayım. Herkes gibi benim de ödemelerim, kredilerim var. Yoksa neden canımı tehlikeye atayım” ,

Virüs çıkınca bizlerden izin talep edenler oldu, ama yöneticiler pek oralı olmadılar”

“Ben kendi adıma korkmuyorum ama evde yaşlılarımız var ve kronik hastalıkları var. İşsizlik var ne yapalım. Yoksa biz neden bu dönemde çalışmak isteyelim”.

Bu veriler çerçevesinde Türkiye’de sağlıklarını riske eden market işçilerinin, sağlıklarını kaybetmeleri durumunda gelirlerini de kaybedecekleri sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu durum işçileri sağlıkları pahasına çalışmaya zorluyor. Diğer yandan market işçilerinin ailelerinin Covid-19’a yakalanma düzeyi ayrıca araştırılması gereken bir konu olarak karşımıza çıkıyor.

Eğer sağlık çalışanlarını dışarıda bırakırsak, insan kalabalığı anlamında en yoğun ortamda çalışanların market işçileri olduğunu söyleyebiliriz. Bu da Covid-19 bulaşma riskini arttırır. Böyle bir çalışma ortamında hastalık iki kanaldan bulaşabilir. Birincisi, işyerindeki çalışma arkadaşlarından, ikincisi ise müşterilerden. Bu bir bakıma müşteriler için de geçerlidir: Müşteriden müşteriye, müşteriden hastaya. Bu nedenle market işyerleri hastalığın yayılma potansiyelinin yüksek olduğu mekanlardır. Bu nedenle de daha fazla dikkat edilmesi gereklidir.

Ankete katılan market işçilerinin Türkiye’de yüzde 16’sı, İrlanda’da ise yüzde 9’u çalıştığı mağazadaki iş arkadaşlarından birine Covid-19 teşhisi konduğunu belirtmiştir.

Verilen yanıtlardan gerekli önlemlerin yeterince alınmadığını daha önce ifade etmiştik.  Önlemlerin yeterince alınmaması, işçilerin Covid-19’a yakalanmasına neden oluyor. Anketlerde de görüldüğü gibi azımsanmayacak bir oranda vak’a tespit edilmiş: Her yüz çalışandan 16’sı. Bu büyük bir oran. Bu oranı market çalışanlarının temasta olduğu müşterilerle ve kendi aile bireyleriyle birlikte değerlendirdiğimizde durumun ne kadar ciddi olduğu daha net anlaşılacaktır

“Bizler de işe gelmekten çekiniyoruz. Biz de hastalanırız diye korkuyoruz elbette. Kendimizi güvende hissedemiyoruz. Çalışma koşullarımız iyi değil, hele bu zamanda her şey iyice ağırlaştı. İşsiz kalmaktansa çalışmaya devam ediyoruz”

“Sadece kronik hastalığı olan var mı diye sordular; ‘benim bünyem zayıf, bunu doktor bana söyledi’  dedim, ‘bir şey olmaz’ deyip gittiler”.

Çapraz verilere baktığımızda Covid-19 teşhisi yapılan işçi ile işyerinde alınan önlemler arasında anlamlı bir ilişki olduğu görüldü. Sonuç olarak yeterli önlem alınmadığı için, Covid-19’a davetiye çıkarılmış

Genel olarak işyeri önlemlerini “Oldukça kötü” olarak görenlerin oranı yüzde 40’iken, Covid-19 teşhisi konan işyerlerinde bu oran yüzde 60’lara çıkıyor. Ayrıca “Zayıf”   önlemleri de kattığımızda yetersiz anlamında bu oran yüzde 88’e çıkıyor. Sonuç olarak, işyerinde alınan önlemler azaldıkça Covid-19 teşhisi konulan işçi oranının artığı görülmektedir.

Asıl önemli konulardan birisi ise iş güvenceleri ile birlikte ücret güvencelerinin olmayışı. Küresel bir salgının olduğu bir ortamda zorunlu çalışmalarına karşın, işverenleri tarafından ek bir sağlık sigortası yapılmamış. Hastalanmaları durumunda ise gelir bağlamında kendilerini büyük bir belirsizlik beklemektedir.

Sonuç

Araştırma üç temel olguyu ortaya koymaktadır. Birincisi, market işyerlerinde Covid-19’a yönelik işçi sağlığı iş güvenliği önlemleri son derece yetersizdir ve işyerlerinde koruma önlemleri yaygın bir şekilde ihlal edilmektedir. İkincisi, salgın sürecinde temel/yaşamsal işleri ciddi bir risk altında yürüten işçiler, gelir artışı bir yana önemli ücret kayıpları yaşamaktadır. Üçüncüsü, işçilerin %16’sının çalıştığı işyerinde Covid 19’a yakalanmış bir işçi bulunmaktadır. Koruma önlemlerinin yetersiz olduğu işyerlerinde Covid-19 teşhisi konulmuş çalışanların bulunma oranı da artmaktadır.

Türkiye gibi gelişmekte olan ve işsizliğin yapısal bir hal ve aynı zamanda işi olanlara karşı bir tehdit unsuru halini aldığı ülkelerde işçiler kötü çalışma koşullarına katlanmak zorunda kalıyor. Bu çalışma bulguları da bize göstermiştir ki, market işyerlerinde çalışanların güvencesizliği Covid-19 sürecinde değişmemiş, aksine artarak devam etmiştir.

 

[i] Mandate, (2020), “Retail workers say employers can do more to protect staff and customers from COVID-19”, https://mandate.ie/2020/04/retail-workers-say-employers-can-do-more-to-protect-staff-and-customers-from-covid-19/?fbclid=IwAR1qqevjznQ5XNg9IjO2qHhlK87O4aLxwtvtSBTTqgygIVJZ5noJjAjk29k

[ii] Palmer, A. (2020) “Amazon Extends Wage İncreases For Warehouse Workers During Coronavirus Pandemic” https://www.cnbc.com/2020/04/24/amazon-extends-unpaid-time-off-policy-for-warehouse-workers.html

[iii] USDAW(2020), “The Impact of Coronavirüs On Workforce”,  https://www.usdaw.org.uk/CMSPages/GetFile.aspx?guid=575d4419-a739-432b-ab54-10e84ad56e26